TÜRKİYE–AB HATTINDA İŞ DÜNYASINDAN “DİYALOGDAN AKSİYONA” ÇAĞRISI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa Birliği liderlerine hitaben yayımladığı açık mektupla Türkiye–AB ilişkilerinde uzun süredir beklenen yapısal adımların atılması gerektiğini vurguladı. 26 AB ülkesindeki iş konseyi başkanlarının ortak imzasını taşıyan metin, yalnızca diplomatik bir mesaj değil; ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesine yönelik stratejik bir pozisyon belgesi niteliği taşıyor. Mektubun, küresel ekonomi ve siyaset gündeminde belirleyici bir mecra olan Financial Times’ta ilan olarak yayımlanması, çağrının uluslararası kamuoyuna doğrudan iletilmesi açısından sembolik bir önem taşıyor.

EKONOMİK ENTEGRASYONUN GÜNCELLENMESİ

DEİK Başkanı Nail Olpak, düzenlenen basın toplantısında mevcut Gümrük Birliği çerçevesinin günümüz ekonomik gerçekliğini karşılamaktan uzaklaştığını ifade etti. 1996’dan bu yana yürürlükte olan sistemin hizmetler, tarım ve kamu alımları gibi alanları kapsamaması; ayrıca dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik başlıklarını içermemesi, iş dünyası açısından yapısal bir eksiklik olarak değerlendiriliyor. Olpak, Avrupa’nın stratejik özerklik, tedarik zinciri güvenliği ve rekabetçilik hedefleri, Türkiye’nin üretim kapasitesi ve coğrafi konumuyla birlikte düşünüldüğünde daha güçlü bir ekonomik entegrasyonu zorunlu kıldığını belirtiyor. Bu çerçevede Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yalnızca teknik bir güncelleme değil; Avrupa’nın küresel ekonomik konumunu güçlendirecek bir hamle olarak görülüyor.

REKABETÇİLİK VE JEOPOLİTİK BOYUT

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise, Türkiye’nin Avrupa için sadece ticari bir ortak değil, aynı zamanda üretim ve güvenlik mimarisinin tamamlayıcı unsuru olduğunu vurguladı. Yalçındağ’a göre, Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı ve bölgesel erişim kapasitesi; Avrupa’nın karşı karşıya olduğu enerji, tedarik zinciri ve güvenlik riskleri açısından stratejik değer taşıyor.

Bu yaklaşım, Türkiye–AB ilişkilerini normatif tartışmaların ötesine taşıyarak “karşılıklı kazanım” perspektifiyle yeniden tanımlıyor. İş dünyası temsilcileri, üyelik perspektifinin güçlendirilmesinin hem yatırım ortamı hem de uzun vadeli ekonomik öngörülebilirlik açısından kritik olduğunu belirtiyor.

SOMUT GÜNDEM MADDELERİ

Mektupta öne çıkan başlıklar arasında vize süreçlerinin kolaylaştırılması, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum sürecinin koordinasyonu ve dijital ticaret alanında eşgüdüm sağlanması yer alıyor. Özellikle karbon düzenlemesi, Türkiye’nin ihracat kompozisyonu açısından doğrudan maliyet etkisi yaratabilecek bir unsur olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle iş dünyası, düzenleyici çerçevenin karşılıklı istişareyle şekillendirilmesini ve Türkiye’nin karar alma süreçlerine daha yakın konumlandırılmasını talep ediyor. Bu yaklaşım, ekonomik entegrasyonun yalnızca ticaret hacmi üzerinden değil, regülasyon uyumu ve değer zinciri entegrasyonu üzerinden ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

YENİ BİR FAZ ARAYIŞI

Mesajın temelinde, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanması ihtiyacı yatıyor. Küresel ölçekte artan korumacılık eğilimleri, enerji dönüşümü ve teknolojik rekabet gibi dinamikler; tarafları daha koordineli ve uzun vadeli bir iş birliğine yöneltiyor. Türk iş dünyasının çağrısı, diplomatik sürecin hızlandırılmasının ötesinde, ekonomik entegrasyonun günümüzün jeoekonomik gerçekleri doğrultusunda yeniden tasarlanması gerektiğini savunuyor. Bu perspektif, Türkiye–AB hattında yeni bir fazın kapısını aralama potansiyeli taşıyor.

 

 

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Start typing and press Enter to search