Köşe Yazıları

“Asya Yüzyılı”

Asya Pasifik bölgesindeki ülkeler, gücün dönüşen bileşenlerini diğer ülkelere göre çok daha hızlı bir şekilde içselleştirmektedir

Amerika Birleşik Devletleri’nin liderliğinde kurulan uluslararası liberal düzenin son yıllarda zayıflaması, Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu yönetimsel işlevsizlik ve dinamizmini kaybetmekte olan ekonomilerin varlığı gibi sebepler; iş dünyası ve karar verici aktörlerin gözünü, küresel güç dengesinin yeni ağırlık merkezi olan Asya Pasifik’e çevirmektedir. Tarihsel süreç içerisinde uluslararası ilişkiler literatüründe “güç” kavramı da değişime uğramaktadır. Bu açıdan Asya Pasifik bölgesindeki ülkeler, gücün dönüşen bileşenlerini diğer ülkelere göre çok daha hızlı bir şekilde içselleştirmektedir. Nitekim bölge, tüm dünyadaki startup girişimlerinin üçte birine ev sahipliği yapmaktadır. Startup girişimlerini destekleyen bir ekosistemin varlığı, genç nüfus, internete ulaşımın giderek yaygınlaşması gibi etkenlerin yanı sıra bölgenin finans teknolojileri (Fintech) alanında bugün diğer bölgelerden çok daha hızlı bir gelişim kaydetmesi, küresel yatırımcılar tarafından ilgiyle izlenmektedir. Dr. Parag Khanna’nın The Future is Asian kitabında da belirttiği gibi 19’uncu yüzyıl Avrupa, 20’nci yüzyıl ise “Amerika Yüzyılı” olmuştur. Asya’nın da 21’inci yüzyıla damgasını vuracağı beklentisi, güncel verilerle desteklenmektedir. Asya Pasifik bölgesi; dünya ticaretinin kalbinin attığı küresel şehirlere ve çok kutuplu düzen içerisinde Vietnam, Singapur gibi giderek yıldızı parlayan ülkelere ev sahipliği yapmaktadır. Asya Pasifik’in yükselişini gösteren veriler incelendiğinde ön plana çıkan istatistikler şu şekildedir: 2040 yılında dünyanın en büyük beş ekonomisinden dördünün Asyalı olması beklenmektedir. Bununla birlikte bölgenin; dünyadaki en yoğun 10 limandan 9’una ev sahipliği yapması, küresel nüfusun yarısından fazlasını barındırması, 19’uncu yüzyıldan bu yana ilk kez satın alma gücü paritesine dayalı GSYİH sıralamalarında tek başına dünyanın geri kalanından daha fazla paya sahip olması ve küresel ekonomik büyümeye yüzde 60 oranında katkı sağlaması gibi verileri dikkate alındığında 21’inci yüzyılın, bir “Asya Yüzyılı” olacağı beklentisi güçlenmektedir. Ancak, bölgenin sunduğu fırsatların yanında sorun olarak adlandırılabilecek konular da bulunmaktadır. Bu problemler; ülkeler arası ekonomik eşitsizlik, altyapı yetersizliği, enerjide dışa bağımlılık, yoksulluk sınırının altında yaşayan yüksek nüfus, hızlı gelişen teknolojiye bağlı olarak artacak işsizlik, iklim değişikliği ve sonuçları büyük yıkımlara sebep olacak doğal afetlerin beraberinde getireceği zorunlu göçler şeklinde sıralanabilir. Saydığımız bu sorunlar, bölgenin geleceği ile ilgili endişe ve belirsizliklere neden olmaktadır.

Küresel rekabetin ve liderliğin yeni oyun sahası olan Asya Pasifik’teki; fırsatların/zorlukların anlaşılması adına, bölgeyi bütüncül bir yaklaşımla analiz etmek gerekmektedir

Asya Pasifik’e ilişkin sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için bölgenin sadece Çin ve Hindistan’dan ibaret olmadığı, Singapur gibi ufak bir şehir devletinin de burada söz sahibi olmak adına küresel inovasyon endeksi ve iş yapma kolaylığı sıralamalarındaki başarısını anlamamız, Asya Pasifik bölgesindeki dönüşümü doğru tahlil edebilmemiz için önemlidir. Dünya GSMH’nin yarısına yakın kısmına sahip ülkeleri kapsayan, aynı zamanda Çin’in uluslararası küresel düzendeki yeni rolünün anlaşılması açısından son derece önemli olan ve çok kapsamlı bir altyapı projesi şeklinde tanımlanıp indirgemeci bir anlayışla okunmaması gereken Kuşak Yol Girişimi de Çin’in değişen ve dönüşen gücü ile ilgili uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ise ortaya iyi bir rol model koymaktadır. 2050 yılında dünyanın en büyük 4’üncü ekonomik gücü olması beklenen ASEAN, günümüzde Avrupa Birliği’nden sonraki en entegre bölgesel birliktir. Bölge içi ticaretin artması; Birlik üyesi ülkelerin ekonomik gelişimine, istihdamın artmasına ve yoksulluk oranlarının azalmasına büyük katkı sağlamaktadır. Sanayi 4.0’ın getirdiği yeni kavramlara hızlı bir şekilde adaptasyon sürecinde olan Birlik ülkeleri, IMF Küresel Rekabetçilik Sıralamalarında da yukarılara doğru yükselme eğilimindedir. ASEAN üyesi 10 ülkeden birinde faaliyet gösteren bir firma; Birlik üyesi diğer ülkelere, yani yaklaşık 650 milyon nüfusa sahip bir pazara, çeşitli gümrük ve vergi avantajları ile ulaşabilmektedir.

2050 yılında dünyanın en büyük 4’üncü ekonomik gücü olması beklenen ASEAN; günümüzde Avrupa Birliği’nden sonraki, en entegre bölgesel birliktir

TRUMP AMERİKA’SININ ASYA PASİFİK’E BAKIŞI

Amerika’da Obama döneminin mirası olarak anılan, aynı zamanda Asya Pasifik coğrafyasına yönelik çok taraflı ve kapsamlı bir politika anlayışı olan “Pivot Asia” stratejisinden, bugün çok farklı bir noktaya gelinmiştir. Bu değişimin sebebi de Başkan Trump yönetiminde “Önce Amerika” söyleminin dillendirilmesi olarak gösterilebilir. Söz konusu durum; Asya Pasifik bölgesindeki Amerika’nın müttefikleri arasında, bir kafa karışıklığına neden olmuştur. Özellikle son zamanlarda Güney Asya bölgesini ilgilendiren ekonomi ve güvenlik konulu zirvelere Başkan Trump’ın katılmaması, Amerika tarafından bölgeye verilen önemin azaldığı yönündeki yorum ve eleştirilere sebep olmuştur. Ancak, 2019 yılının Kasım ayında Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan “İndo-Pasifik Stratejisi Ortak Vizyon” metninde ise Amerika’nın serbest ve özgür bir bölgesel düzenin inşa edilmesi hususunda hem bölge ülkeleri ile geliştirdiği güçlü ikili ilişkiler hem de ASEAN çatısı altında yer bulan çok taraflı girişimlerin Trump yönetimi ve Kongre açısından önemi, farklı somut verilerle vurgulanmıştır.

ASYA PASİFİK BÖLGESİ;

DÜNYANIN EN YOĞUN 10 LİMANINDAN 9’UNA EV SAHİPLIĞI YAPIYOR

KÜRESEL EKONOMİK BÜYÜMEYE %60 KATKI SAĞLIYOR

TÜRKİYE’NİN ASYA PASİFİK FARKINDALIĞI

Türkiye, “Yeniden Asya” stratejisi çerçevesinde son yıllarda Asya coğrafyasında daha etkin bir aktör olma arayışı içerisine girmiştir ve ülkemize bölgeden gelen yatırımlar artmaktadır. 2019 Ağustos sonu itibarıyla Asya’dan Türkiye’ye yapılan doğrudan yatırım, yaklaşık iki katına çıkarak 1,7 milyar dolar seviyesine gelmiştir. Yaklaşık yüzde 80’i ithalata dayalı olan 50 milyar dolar büyüklüğündeki ticaret hacmimizin ihracat odaklı gelişmesi, ülkemizin öncelikleri arasında yer almaktadır.

Türkiye, “Yeniden Asya” stratejisi çerçevesinde son yıllarda Asya coğrafyasında daha etkin olma arayışı içerisine girmiştir

Küresel rekabetin ve liderliğin yeni oyun sahası olan Asya Pasifik’teki fırsatların/zorlukların anlaşılması adına bölgeyi daha bütüncül bir yaklaşımla analiz etmek, büyük önem taşımaktadır. Zira bölge, devasa ekonomik güçler olan Çin ve Hindistan’dan ibaret değildir. Asya Pasifik; dünyanın en değerli markalarına ev sahipliği yapan, aynı zamanda dinamik ekonomilerin ve yenilikçi teknolojilerin üretim merkezi hâline gelerek bölgesel bir güç olan G-20 ülkeleri; Japonya, Güney Kore ve Avustralya’yı da içinde barındırmaktadır. Tüm bunların yanı sıra bölgede, ASEAN gibi önemli bölgesel entegrasyon girişimleri sayesinde rekabetçi ekonomilerin sayısının arttığı da gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir. Tam da bu noktada 21’inci yüzyıldan, bir “Asya Yüzyılı” olarak bahsetmek hiç de yanlış bir tespit olmayacaktır.

2040 YILINDA DÜNYANIN EN BÜYÜK 5 EKONOMİSİNDEN 4’ÜNÜN ASYALI OLMASI BEKLENİYOR

DEİK Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatörü Selma Bardakcı

DEİK Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Yardımcısı Temmuz Yiğit Bezmez

 

 

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like