Denizcilik Tarihinden Geleceğe: Kariyer, İstihdam ve Öğrencilere Tavsiyeler
Piri Reis Üniversitesi, denizcilik mirasını ileri teknolojiyle buluşturarak geleceğin denizcilerini yetiştiriyor. Rektör Prof. Dr. Nafiz Arıca, üniversitenin vizyonunu ve gençlere sunduğu kariyer fırsatlarını paylaştı
Denizcilik tarihinden aldığı ilhamla geleceğin teknolojilerine yönelen Piri Reis Üniversitesi, yalnızca denizci değil; kriz anlarında soğukkanlı kalabilen, dijital sistemlere hâkim, kültürel farkındalığı yüksek liderler yetiştiriyor. Rektör Prof. Dr. Nafiz Arıca, bu vizyon doğrultusunda eğitim anlayışlarını, istihdam stratejilerini ve gençlere yönelik kariyer tavsiyelerini dergimiz için anlattı.
DENİZCİLİK TARİHİ, YALNIZCA TEKNİK GELİŞMELERİ DEĞİL AYNI ZAMANDA KÜLTÜREL VE EKONOMİK DÖNÜŞÜMLERİ DE İÇERİYOR. SİZCE TÜRKİYE’NİN DENİZCİLİK TARİHİNDEKİ EN ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTALARI NELERDİR VE BU TARİHSEL BİRİKİM, GÜNÜMÜZ DENIZCİLİK EĞİTİMİNE NASIL YANSITILMALI?
Türkiye’nin denizcilik tarihinde pek çok dönüm noktası var, ancak 1926’da kabul edilen Kabotaj Kanunu, bu sürecin en kritik adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yasa, denizcilikte bağımsızlığın ve ekonomik kalkınmanın sembolü oldu. Ardından Deniz Harp Okulu gibi kurumların kurulmasıyla modern denizcilik eğitiminin temelleri atıldı.
Özellikle Kıbrıs bunalımı sürecinde, birinci ve dördüncü kalkınma planları arasında yaşanan olağanüstü gemi inşa hamlesi, askeri ve sivil tersaneler arasındaki iş birliğiyle dikkat çekti. Bu dönem, Türk gemi inşa tarihinde ilk kez sivil tersanelerde askeri, askeri tersanelerde ise sivil gemi üretiminin gerçekleştiği eşsiz bir sinerji dönemi olarak kayda geçti.
1964–1984 arası bu yönüyle çok kritik bir dönemdir. 1980 sonrası ise deniz taşımacılığı ve tersanecilikte özel sektörün ön plana çıkması, Türkiye’yi denizcilikte daha uluslararası bir oyuncu haline getirdi. Piri Reis Üniversitesi’nin kurulması da bu vizyona akademik derinlik kazandırdı. Bu zengin tarihsel birikimin denizcilik eğitimine aktarılması büyük önem taşıyor. Bunun için:
- Müfredatta sadece teknik bilgiye değil, tarihsel denizcilik bilgisine de yer verilmesi gerekiyor.
- Öğrencilerin müze gezileri, gemi modelleriyle çalışmaları ve arşivlerde vakit geçirmesi sağlanmalı.
- Üniversiteler dijital denizcilik arşivleriyle ve deniz tarihi müzeleriyle iş birliği içinde olmalı.
- Kabotaj hakkı, ulusal denizcilik stratejilerinin temel taşı olarak öğretilmeli.
- Ayrıca Türk denizciliğinin Akdeniz, Karadeniz ve Hint Okyanusu’ndaki etkisi, öğrencilere küresel bir perspektif kazandırabilir.
Bu da onların yalnızca teknik değil, kültürel diplomasi becerileriyle de donanmasını sağlar.
PİRİ REİS ÜNIVERSİTESİ OLARAK DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDEKİ İSTİHDAM OLANAKLARINI ARTIRMAK ADINA NASIL BİR EĞİTİM MODELİ BENİMSİYORSUNUZ? ÖĞRENCILERİN MEZUNIYET SONRASI GLOBAL ÖLÇEKTE REKABET EDEBİLİR BİREYLER OLMASI İÇİN NE TÜR STRATEJİLER GELİŞTİRİYORSUNUZ?
Piri Reis Üniversitesi olarak hedefimiz, denizcilik sektörüne yalnızca meslek sahibi bireyler değil, aynı zamanda küresel ölçekte fark yaratacak donanımlı profesyoneller kazandırmak. Bu doğrultuda, eğitim modelimizi hem ulusal hem de uluslararası standartlara uygun, çok katmanlı ve uygulamalı bir yapı üzerine inşa ettik.
Üniversitemizin denizcilik programları, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) belirlediği STCW 2010 standartlarına tam uyumlu olarak hazırlanmıştır. Bu sayede öğrenciler, hem lisans diploması hem de uluslararası geçerliliğe sahip zabit/ mühendis yeterlilik belgeleriyle mezun olurlar. Müfredat, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından denetlenmektedir. Denizcilik alanında uygulamalı eğitimin öneminin farkındayız. Bu nedenle üniversitemizde, öğrencilerimizin denizde karşılaşabilecekleri koşulları birebir deneyimleyebilecekleri ileri düzey simülasyon merkezleri kurduk. Bu olanaklar, öğrencilerin gerçek denizcilik operasyonlarını simüle ederek mesleki becerilerini geliştirmelerine olanak tanımaktadır.
Üniversitemiz, öğrencilerini küresel iş dünyasında rekabetçi kılmak için uluslararasılaşma stratejileri geliştirmiştir. Farklı kültürleri ve küresel standartları eğitim sistemine entegre ederek, mezunların dünya genelinde iş bulma şansını artırmaktadır. Diğer yandan denizcilik sektöründeki istihdam olanaklarını artırmak için sektörle yakın iş birlikleri kurmaktayız. Bu iş birlikleri sayesinde öğrenciler, staj ve istihdam fırsatlarına daha kolay erişim sağlarlar. Ayrıca, üniversite mezunlarının kariyerlerini desteklemek amacıyla çeşitli programlar ve etkinlikler düzenlemektedir.
Üniversitemiz, eğitim ve öğretim süreçlerini sürekli olarak geliştirerek, mezunlarının topluma ve sektöre katma değer sağlamasını hedeflemektedir. Bu kapsamda, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda da çalışmalar yürütmektedir.
Piri Reis Üniversitesi’nin bu entegre eğitim modeli, mezunlarının hem ulusal hem de uluslararası denizcilik sektöründe başarılı kariyerler yapmalarını sağlamaktadır.
DENİZCİLİK KARİYERİ GENELLİKLE UZUN DENİZ YOLCULUKLARI VE ZORLU ÇALIŞMA KOŞULLARIYLA BİLİNİYOR. BU ALANDA KARİYER PLANLAYAN GENÇLERE HEM ZİHİNSEL HEM DE MESLEKİ HAZIRLIK AÇISINDAN NE GİBİ TAVSIYELER VERİRSİNİZ?
Denizcilik kariyerine hazırlanan gençlerin öncelikle içsel motivasyonlarını güçlü tutmaları gerekiyor. Uzun deniz seferlerinde sosyal çevrenin sınırlı olması, bireyin kendiyle baş başa kalabilmesini ve ruhsal dengesini koruyabilmesini gerektiriyor. Bu nedenle nefes egzersizleri, meditasyon ya da günlük tutma gibi alışkanlıklar öneriliyor.
Zihinsel baskı oluşturan kriz anlarında ise soğukkanlılık ve çözüm odaklı düşünme becerisi öne çıkıyor. Üniversitelerde bu amaçla verilen kişisel gelişim ve kriz yönetimi modülleri önemli katkı sağlıyor. Ayrıca, farklı milletlerden gelen personellerle çalışmak kültürel duyarlılığı ve empati yeteneğini geliştirmeyi gerektiriyor.
İngilizceyi iyi düzeyde konuşmak büyük bir avantajken, STCW belgeleri, ilk yardım, yangınla mücadele gibi sertifikasyonlar da mesleki hazırlığın vazgeçilmez parçaları arasında. Günümüzde gemiler yoğun dijital sistemlerle çalıştığı için otomasyon ve sensör teknolojilerine hâkim olmak da kritik önem taşıyor.
Denizcilik, iyi maaş, seyahat ve kariyer çeşitliliği gibi avantajlar sunsa da, yalnızca “zorunlu bir iş” olarak görülmemeli. İçten bir ilgi ve merakla yaklaşmak çok daha uzun vadeli bir başarı getirir.
DİJİTALLEŞME, YAPAY ZEKÂ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GİBİ KAVRAMLAR DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDE DE ETKİSİNİ ARTIRIYOR. SİZCE ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA SEKTÖRÜ ŞEKİLLENDIRECEK BAŞLICA TRENDLER NELER OLACAK VE ÜNİVERSİTENİZ BU DÖNÜŞÜME NASIL HAZIRLANIYOR?
Önümüzdeki 10 yılda denizcilik sektörü, otonom gemilerden yeşil yakıtlara kadar birçok alanda dönüşüm yaşayacak. Her şeyden önce yapay zekâ ve sensör teknolojileri sayesinde mürettebatsız gemiler test aşamasını geçti, uygulamaya geçiyor. Bu gemiler hem maliyet hem de çevre performansı açısından avantajlı. Uzaktan izleme merkezleri ve deniz trafik yönetim sistemleri gelişiyor. Bunun yanı sıra gemi rotalarının optimize edilmesi, arıza önceden tahmin sistemleri, yük planlaması gibi alanlarda AI tabanlı karar destek sistemleri yaygınlaşıyor. Bu sistemler yakıt tüketimini, karbon salımını ve işletme maliyetlerini azaltıyor.
Yeşil yakıtlar ve sıfır emisyon hedefleri noktasında da önemli gelişmeler yaşanacak. IMO’nun 2050 hedeflerine paralel olarak LNG, hidrojen, amonyak, biyoyakıt ve elektrikli tahrik sistemleri öne çıkmaktadır. Yeni gemi inşasında bu sistemlere uyum zorunlu hale gelecek.
Tüm bunların yanında dijital ikiz (digital twin) ve simülasyon teknolojileri uzun zamandan bu yana gündemimizde. Gemi sistemlerinin dijital kopyalarıyla bakım, operasyon ve eğitim süreçleri sanal ortamda test edilebilecektir. Eğitim simülatörleri, gerçek zamanlı koşullara daha da yaklaşacaktır. Diğer yandan dijitalleşme arttıkça gemiler, limanlar ve lojistik zincirleri siber saldırılara açık hale gelmektedir. Siber güvenlik, denizcilikte ayrı bir uzmanlık alanı olarak öne çıkmaktadır.
Son olarak “Green Port” uygulamalarıyla limanların karbon nötr işletmelere dönüşmesi planlanıyor. Otonom yükleme sistemleri ise drone tabanlı denetim ve gerçek zamanlı trafik optimizasyonu gelişmektedir.
PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ BU GELECEĞE NASIL HAZIRLANIYOR?
Piri Reis Üniversitesi, bu dönüşüme kapsamlı şekilde hazırlanıyor. Müfredata entegre edilen dijital denizcilik, yapay zekâ ve veri bilimi derslerinin yanı sıra, gelişmiş simülasyon laboratuvarları ve “dijital ikiz” destekli mühendislik eğitimleri sunuluyor. Ayrıca enerji verimliliği ve alternatif yakıtlar üzerine kurulan deneysel laboratuvarlar öğrencilerin uygulamalı deneyim kazanmalarını sağlıyor. Üniversite, AB, TÜBİTAK ve BAP projeleriyle öğrencilerini uluslararası AR-GE faaliyetlerine dâhil ederek hem teknik hem de etik, çevresel ve sosyal sorumluluk temelli bir eğitim vizyonu sunuyor.
SON OLARAK, DENİZCİLİK ALANINDA EĞİTİM ALMAYI DÜŞÜNEN ANCAK TEREDDÜTLERİ OLAN GENÇLERE NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ? BU MESLEĞİN SUNDUĞU FIRSATLAR KADAR, ÜSTESİNDEN GELİNMESİ GEREKEN ZORLUKLARA DAİR NASIL BİR BAKIŞ AÇISI GELİŞTİRMELİLER?
Denizcilik mesleği; yalnızlık, zorlu doğa koşulları ve yüksek sorumluluk gibi zorluklar barındırsa da, bu durumları fırsata çevirebilecek bir bakış açısıyla yola çıkmak çok önemli. Uzun süreli ayrılıklar bireyin içsel gelişimi ve karar alma becerileri için bir okul gibidir. Zorlayıcı fiziksel koşullar sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirerek aşılabilir. Kriz anlarında ise soğukkanlı kalmak ve eğitimlerle bu durumlara hazırlanmak belirleyici olur.
Gemilerdeki çok kültürlü yapı, iletişim becerilerini ve empatiyi geliştirir. Bu yönüyle denizcilik, bireyi yalnızca teknik olarak değil, insan olarak da büyütür. Güvenlik ve sorumluluk bilinci yüksek olan bu meslekte yapılan her görev, bir ekip ve çevre sağlığı için hayati önem taşır. Ayrıca, hızla değişen teknolojilere ayak uydurmak, sürekli öğrenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmeyi gerektirir. Bu anlamda denizcilik; liderlik, disiplin, uluslararası vizyon ve teknolojik yetkinliği bir arada geliştiren çok yönlü bir kariyer yoludur.



