AVRUPA BİRLİĞİ, TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI KONUMUNU KORUYOR
Küresel sistemin hızla değiştiği, jeopolitik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Son yıllarda yaşanan savaşlar, enerji krizleri, tedarik zinciri kırılmaları, ticarette artan korumacılık eğilimleri ve küresel güvenlik mimarisindeki dönüşüm, Avrupa’yı yeni arayışlara yöneltiyor. Avrupa Birliği, bugün ekonomik rekabetçiliğini, enerji güvenliğini, sanayi kapasitesini ve küresel sistem içerisindeki konumunu yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Türkiye’nin Avrupa açısından taşıdığı stratejik önem de bu süreçte daha görünür hale geldi. Güçlü üretim altyapısı, genç ve dinamik nüfusu, Avrupa değer zincirleriyle yüksek entegrasyonu, enerji ve ticaret koridorları üzerindeki konumu ile savunma sanayisindeki kapasitesi sayesinde Türkiye, Avrupa’nın geleceğinde kritik rol oynayabilecek ülkelerin başında geliyor.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak, Türkiye–AB ilişkilerini yalnızca mevcut gündemler üzerinden değil, geleceğin Avrupa’sını birlikte şekillendirme anlayışıyla ele alıyoruz. Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey; değişen küresel koşullar karşısında ortak kapasite üretmek, ekonomik dayanıklılığı güçlendirmek ve uzun vadeli iş birliklerini daha sağlam bir zemine taşımak.
Ekonomik verilere baktığımızda da bu tabloyu açık biçimde görüyoruz. Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumunu koruyor. 2025 yılı itibarıyla ticaret hacmimiz 233 milyar dolara ulaşarak tarihi bir seviyeye çıktı. Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık yüzde 70’i Avrupa Birliği kaynaklıyken, Türkiye’nin yurt dışı yatırımlarının önemli bölümü de Avrupa ülkelerine yöneliyor. Otomotivden makineye, tekstilden inşaata kadar pek çok sektörde Türk sanayisi, Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası haline geldi.
Bu güçlü ekonomik entegrasyonun artık daha stratejik, kurumsal ve öngörülebilir bir çerçeveye taşınması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda son dönemde önemli girişimlerde bulunduk. DEİK olarak, Nisan ayında Avrupa dijital endüstrisinin en kapsamlı çatı kuruluşlarından biri olan DIGITALEUROPE ailesine katıldık. Bu üyeliği, Türkiye’nin Avrupa dijital ekosistemiyle daha güçlü uyum ve iş birliği geliştirmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.
Geçtiğimiz yıl, EU–Türkiye Business Summit’i ise, Brüksel’de tarihi Egmont Sarayı’nda gerçekleştirdik. Türkiye ile Avrupa iş dünyası arasındaki diyaloğun güçlenmesine önemli katkı sağlayan zirvede, Avrupa iş çevreleri, kurum temsilcileri ve Türk özel sektör temsilcilerini bir araya getirdik. Zirve sonrasında aldığımız olumlu geri dönüşler, ortak gelecek vizyonunun iş dünyasında giderek daha güçlü karşılık bulduğunu gösterdi. Bu yıl EU–Türkiye Business Summit’in ikincisini 13 Ekim 2026 tarihinde yeniden Brüksel’de, Egmont Sarayı’nda gerçekleştireceğiz. Daha geniş bir katılım ve etki alanıyla düzenlenecek organizasyonun, Türkiye–AB ilişkilerinde iş dünyasının yapıcı rolünü daha görünür hale getireceğine inanıyoruz.
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu liderlerine hitaben hazırladığımız açık mektubu Financial Times aracılığıyla uluslararası kamuoyuyla paylaştık. Mektupta, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu yapısal sınamalar karşısında Türkiye ile ilişkilerin yeni ve stratejik bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguladık. Avrupa’nın ekonomik güvenliği, enerji arz güvenliği, sanayi dayanıklılığı ve küresel rekabet gücü açısından Türkiye’nin tamamlayıcı bir kapasite sunduğuna dikkat çektik. Avrupa Günü kapsamında da Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut küresel konjonktürde her iki taraf için de stratejik önem taşıdığını vurgulamak amacıyla Almanya, Polonya ve Belçika’nın önde gelen gazetelerinde mektuplarımızı yayımladık. Mektuplarımızı, Fransa, İtalya ve Hollanda gibi “E6” ülkelerinde de yayınlamayı planlanıyoruz.
Bunun yanı sıra üniversiteler, düşünce kuruluşları, iş dünyası örgütleri, medya temsilcileri ve diplomatik misyonlarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki rolünü, üretim kapasitesini ve stratejik katkısını farklı platformlarda daha görünür hale getirmek için ortak akıl üretmeye devam ediyoruz.
Nordik ülkeleriyle faaliyet gösteren ikili İş Konseylerimiz aracılığıyla Avrupa’nın Kuzey ekseniyle ilişkilerin geliştirilmesine de önem veriyoruz. Arktik Bölgesi’nin giderek artan stratejik önemi dikkate alındığında, Nordik ülkeleriyle daha yakın temas ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasını Avrupa perspektifimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.
Bugün Avrupa yeniden şekillenirken, Türkiye’nin bu dönüşümün dışında değil, merkezinde yer almasının hem Avrupa hem de bölgemiz açısından stratejik bir kazanım olacağına inanıyoruz.
Çünkü yeni küresel düzende belirleyici olan; güvenilir ortaklıklar, entegre üretim kapasitesi, ortak güvenlik anlayışı ve birlikte hareket edebilme kabiliyetidir. DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak, çalışmalarımızı da bu anlayışla sürdürmeye devam ediyoruz.


