Türkiye ile Hindistan ve Güney Asya ülkeleri arasındaki ekonomik, ticari ve mali ilişkiler umut verici bir gelecek sunuyor

Avrupa ile Asya arasında bulunan ve coğrafi açıdan oldukça stratejik niteliğe sahip bir ülke olan Türkiye, Hindistan ve diğer Güney Asya ülkeleriyle arasındaki ekonomik, ticari ve mali bağları sağlamlaştırmak açısından muazzam bir potansiyele sahip. Son yıllarda Hindistan uluslararası platformda etkin bir güç haline gelirken Bangladeş, Sri Lanka ve Nepal gibi ülkeler de önemli bir büyüme gösterdi. Başta Hindistan olmak üzere Güney Asya ülkeleriyle kurulan ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi, Türkiye için karşılıklı fayda ve de ticari ortaklıklarının çeşitlenmesi açsından umut vaat eden fırsatlar sunuyor. Bu yazımızda, özellikle Hindistan ile iş birliği potansiyeline odaklanmak suretiyle, Türkiye’nin Hindistan ve diğer Güney Asya ülkeleriyle ekonomik, ticari ve mali ilişkilerini nasıl ilerletebileceğine yönelik temel yaklaşımları ele alacağız.

Ticaret Anlaşmalarının Kapsamının Genişletilmesi

Türkiye, ekonomik ilişkileri güçlendirmek adına Hindistan ve diğer Güney Asya ülkeleriyle arasındaki ticaret anlaşmalarının müzakere edilmesi ve kapsamlarının genişletilmesi yönünde aktif bir çaba göstermeli. Hindistan’ın sahip olduğu geniş tüketici pazarı ve gelişmekte olan orta sınıfı, Türk ihracatçılar açısından cazip ve umut verici bir husus. Dahası, düzenlemelerin uyumlaştırılması, gümrük ücretlerinin düşürülmesi ve de gümrük prosedürlerinin kolaylaştırılması, iki ülke arasındaki ticaretin artışına ön ayak olacaktır. Türkiye ile Hindistan arasında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasının tesisi halinde ise ikili ticaretin güçlenmesi açısından oyunun kuralları değişebilir.

Sektörel İş Birliklerinin Güçlendirilmesi:

İş birliği yapılacak sektörlerin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi, ekonomik bağların sağlamlaştırılması açısından hayati bir önem teşkil ediyor. Türkiye ve Hindistan; otomotiv, tekstil, mühendislik, ilaç, bilgi teknolojileri ve turizm gibi güçlü oldukları sektörler yoluyla karşılıklı fayda sağlayabilir. Ortak girişimler, teknoloji transferi ve en iyi uygulamaların paylaşılması yoluyla iki ülke arasındaki iş birliği ve yatırımın önü açılabilir. Sektöre özel çalışma grupları ve iş forumlarının oluşturulması suretiyle diyaloglar teşvik edilebilir, nihayetinde de ortaklıklar güçlendirilebilir.

Yatırım Fırsatlarının Desteklenmesi:

Sahip olduğu stratejik konumu ile elverişli yatırım ortamı, Türkiye’yi küresel varlıklarını genişletmeyi hedefleyen Hintli işletmeler açısından cazip bir konum haline getiriyor. Türkiye, İstanbul Finans Merkezi ve İstanbul Havalimanı misali altyapı projelerini Hintli yatırımcılar için yatırım fırsatı olarak sunabilir. Ayrıca, Türk şirketlerince Güney Asya ülkelerine yatırımın desteklenmesi ve bunun tersinin sağlanması yoluyla ikili ticaret geliştirilebilir ve istihdam olanakları yaratılabilir.

Mali İş Birliğinin Güçlendirilmesi:

Türkiye ile Hindistan arasında ticaret artışının desteklenmesi ve sürdürülmesi açısından mali iş birliğinin geliştirilmesi elzem. Her iki ülke de bankacılık, sigortacılık, sermaye piyasaları ve fintech alanlarında iş birliği fırsatlarını ele alabilir. Finans kuruluşlarının birbirlerinin ülkelerinde temsilcilikler veya iştirakler kurmalarının teşvik edilmesi, prosedürlerin daha sorundan noksan bir şekilde yürütülmesini sağlayacak ve ekonomik bağları daha köklü hale getirecektir. Sınır ötesi yatırımların desteklenmesi ve merkez bankaları arasında iş birliğinin teşvik edilmesi, mali sektörde istikrar ve dayanıklılık sağlayabilir.

Kültürel Alışverişin Artırılması:

Kültürel alışveriş ile insanların karşılıklı olarak seyahati, güven tesisi ve uzun vadeli ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi açısından oldukça önemli bir role sahip. Türkiye ile Hindistan, öğrenci değişim programlarını, kültürel festivalleri ve turizm girişimlerini karşılıklı olarak teşvik edebilir. İnsanlar arasındaki bağların güçlendirilmesi, kültürlerin karşılıklı olarak daha iyi anlaşılmasını sağlamak suretiyle ticari iş birliklerinin ve turizm akışının güçlenmesine ön ayak olabilir.

Bağlanabilirlik ve Altyapı Geliştirme Konseptlerinden Faydalanma:

Hindistan başta olmak üzere Türkiye ile Güney Asya arasındaki hava ve deniz bağlantılarının geliştirilmesi ticaret ve turizmi kayda değer ölçüde artıracaktır. Doğrudan uçuş bağlantılarının ve deniz rotalarının tesisi yoluyla lojistik maliyetleri ve transit süreleri azaltılabilir. Dahası, kısaca “Orta Koridor” olarak anılan Trans-Hazar Doğu-Batı-Orta Koridor Girişimi misali altyapı projelerinden faydalanmak suretiyle yeni ticaret yolları yaratılabilir ve Türkiye ile Güney Asya ülkeleri arasındaki bağlantı güçlendirilebilir.

Sonuç:

Türkiye’nin Hindistan ve diğer Güney Asya ülkelerine yönelik proaktif yaklaşımı, ekonomik, ticari ve mali ilişkilerin ilerletilmesi açısından büyük bir potansiyel barındırmaktadır. Türkiye, ticaret anlaşmalarının kapsamını genişletmek, sektörel iş birliğini güçlendirmek, yatırım fırsatlarını teşvik etmek, mali iş birliğini geliştirmek, kültürel alışverişleri artırmak ve bağlantı ve altyapı gelişiminden yararlanmak suretiyle daha köklü ekonomik bağlar kurabilir ve karşılıklı fayda sağlayan ilişkilerin önünü açabilir. Hindistan ve Güney Asya ülkelerinin artan ekonomik dinamizmi, Türkiye’nin ticari ortaklıklarını çeşitlendirmesi ve müreffeh ve birbirine bağlı bir küresel ekonominin sağlayacağı faydalardan yararlanması açısından umut verici bir gelecek sunmaktadır.

Mumbai Başkonsolosu, Cüneyt YAVUZCAN