KÜRESEL TİCARETİN KATILIM FİNANS İLE DÖNÜŞÜMÜ: TÜRK EXIMBAN
“2025 YILINDA ÜLKEMİZ İHRACATINA 54,3 MİLYAR DOLAR DESTEK SAĞLADIK”
Türkiye’nin ihracat yolculuğunda bazı kurumlar yalnızca finansman sağlayan yapılar olmanın ötesine geçerek ekonomik dönüşümün önemli aktörleri haline geliyor. 1987 yılında kurulan Türk Eximbank da bu kurumların başında yer alıyor. Türkiye’nin resmî ihracat kredi kuruluşu olarak faaliyet gösteren Bankamız, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmayı, dış ticaretin sürdürülebilir şekilde gelişmesini desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Türk Eximbank, ihracatçılara sunduğu kredi, sigorta ve garanti mekanizmalarıyla yalnızca finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesinde aynı zamanda önemli bir destek yapısı oluşturuyor. Kısa, orta ve uzun vadeli ihracat kredileri, alacak sigortası uygulamaları, garanti sistemleri ve reeskont finansmanı gibi araçlar aracılığıyla mal ve hizmet ihracatı desteklenirken, ihracatçıların karşı karşıya kaldığı ticari ve politik risklerin yönetimine de katkı sağlanıyor. Bu finansman ve risk yönetimi araçları, firmaların yeni pazarlara açılmasını teşvik ederken ihracatın hem ürün hem de ülke bazında çeşitlenmesine de imkân tanıyor. Türkiye’nin resmî ihracat destek kuruluşu olarak 2025 yılında ülkemiz ihracatına 26,8 milyar dolar kredi/ finansman, 27,5 milyar dolar sigorta/garanti desteği olmak üzere toplam 54,3 milyar dolar destek sağladık. Bu tutar bir önceki yıla göre %11 artışa işaret ediyor. Böylece 2025 yılını hedeflerimiz doğrultusunda başarıyla tamamlayarak Bankamızın kuruluşundan bu yana ulaştığı en yüksek hacme ulaşmış bulunuyoruz. Bu sonuç, Türk Eximbank’ın Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme stratejisinde üstlendiği rolü açık biçimde ortaya koyuyor.
“KATILIM FİNANS ALANINA AÇILAN YENİ BİR PENCERE”
Son yıllarda küresel finans sisteminde katılım finans uygulamalarının giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Türkiye’de de faiz hassasiyeti bulunan firmaların finansmana erişim ihtiyacı, finansal sistem içinde alternatif finansman modellerinin geliştirilmesini gündeme getiriyor. Türk Eximbank’ın katılım finans alanındaki çalışmaları da ihracat finansmanını daha kapsayıcı hale getirme hedefi doğrultusunda şekilleniyor. Bankamız, katılım finans faaliyetlerini Bankacılık Kanunu’nun 77’nci maddesi ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ilgili düzenlemelerinde tanımlanan yetkiler çerçevesinde yürütüyor. Bu kapsamda geliştirilen finansman ve sigorta ürünleri, faiz hassasiyeti bulunan ihracatçılar için alternatif bir finansman kanalı oluştururken ihracat finansmanında kaynak çeşitliliğinin artmasına da katkı sağlıyor. Bankamızın katılım finansı alanındaki çalışmalarında temel referanslardan biri, uluslararası uygulamalarda da örnekleri bulunan “İslami pencere modeli” oldu. Bu model, katılım finans faaliyetlerinin konvansiyonel bankacılık işlemlerinden operasyonel ve muhasebesel olarak ayrıştırılması esasına dayanıyor. Bankamız da katılım finans ürün ve uygulamalarını geliştirirken bu yaklaşımı benimsedi. Böylece aynı kurum çatısı altında yürütülen faaliyetler için şeffaf, izlenebilir ve katılım esaslarıyla uyumlu bir kurumsal çerçeve oluşturuldu. Türk Eximbank, katılım finans alanındaki faaliyetlerine 2020 yılında İslam Kalkınma Bankası’ndan sağladığı fon ile başladı. Bu kaynak sayesinde katılım esaslarına uygun yeni finansman ve sigorta ürünleri geliştirildi. Böylece katılım esaslarına göre finansman kullanmak veya alacaklarını sigortalamak isteyen ihracatçı firmalar için yeni ürün alternatifleri devreye alındı. Katılım finans faaliyetlerinin sağlam bir kurumsal çerçevede yürütülmesini teminen, 2022 yılında Bankamız bünyesinde bir Danışma Komitesi tesis edildi. Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mürteza Bedir ve Prof. Dr. İsak Emin Aktepe’den oluşan Komite, Bankamızın katılım finans kapsamındaki ürün ve işlemlerinin katılım esaslarına uygunluğunu değerlendiriyor. Komite tarafından yapılan değerlendirmeler, katılım finans faaliyetlerimizin uluslararası uygulamalarla uyumlu bir çerçevede yürütülmesine katkı sağlıyor.
“BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ: İSLAMİ PENCERE MODELİ”
Katılım finans uygulamaları küresel ölçekte giderek daha geniş bir uygulama alanı buluyor. Uluslararası veriler de bu eğilimi açık biçimde ortaya koyuyor. LSEG (London Stock Exchange Group) tarafından yayımlanan “İslami Finans Gelişim Raporu 2025” verilerine göre 2024 yılı itibarıyla dünyadaki İslami bankaların yaklaşık %48’i “İslami pencere” modeliyle faaliyet gösteriyor. Bu model kapsamında sunulan hizmetlerin toplam İslami bankacılık varlıkları içindeki payı ise 619,9 milyar ABD doları ile yaklaşık %14 seviyesine ulaşıyor. Bugün itibarıyla İslami pencere uygulamaları 67 ülkede faaliyet gösterirken, birçok ülke bu modeli katılım finans hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında önemli bir araç olarak değerlendiriyor. Türk Eximbank tarafından geliştirilen İslami Pencere Modeli de yalnızca yeni finansman araçlarının devreye alınmasını değil, aynı zamanda Banka’nın kurumsal altyapısında kapsamlı bir dönüşümü ifade ediyor. Bu süreç, muhasebe sistemlerinden operasyonel yapılara, uluslararası iş birliklerinden ürün geliştirme faaliyetlerine kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşümü kapsıyor. Söz konusu dönüşüm sürecinin koordinasyonunu sağlamak amacıyla Türk Eximbank bünyesinde Katılım Finans Müdürlüğünü kurduk. Bu birim aracılığıyla katılım finans işlemlerinin etkin biçimde yürütülmesini, sistem altyapısının geliştirilmesini ve bu alandaki kurumsal uygulama çerçevesinin güçlendirilmesini hedefliyoruz. Bunun yanında müdürlük; katılım finans ürünlerinin geliştirilmesi, fon temini, sağlanan fonların kullandırılması ve tüm bu süreçlerin katılım finans ilkelerine uygun şekilde yürütülmesinden sorumlu olarak faaliyet gösteriyor.
“İSLAMİ PENCERE MODELİ ÖNEMLİ BİR KURUMSAL DÖNÜŞÜM ADIMI OLDU”
Türk Eximbank olarak 2020 yılında hayata geçirdiğimiz İslami Pencere modeli, katılım finans prensiplerini geleneksel bankacılık altyapısı içinde uygulayabilmemize imkân sağlayan önemli bir kurumsal dönüşüm adımı oldu. Küresel ölçekte bakıldığında, İslami finans sektörünün 5 trilyon ABD dolarını aşan büyüklüğe ulaştığı ve çok sayıda uluslararası bankanın “İslami pencere bankacılığı” modeli aracılığıyla katılım finans hizmetleri sunduğu görülmektedir. Bu çerçevede Türk Eximbank’ın bu modeli devreye alması, hem uluslararası iyi uygulamalarla uyum sağlanması hem de Türkiye’nin katılım finans ekosisteminin güçlendirilmesi açısından stratejik bir adım niteliğindedir.
Modeli hayata geçirirken temel önceliğimiz, katılım finans faaliyetlerinin operasyonel bağımsızlık, güçlü yönetişim ve yüksek şeffaflık ilkeleri çerçevesinde yürütülmesiydi. Bu doğrultuda danışma komitemizi oluşturduk, katılım finans faaliyetlerini yürütecek kurumsal yapılanmayı tesis ettik ve fon temininden finansman kullandırımına kadar tüm süreçleri katılım esaslarına uygun şekilde tasarladık. Böylece hem ihracatçılarımıza katılım esaslarına uygun ürünler sunabilen hem de uluslararası standartlara uyumlu bir operasyonel yapı kurmuş olduk.
Modeli hayata geçirirken temel önceliğimiz, katılım finans faaliyetlerinin operasyonel bağımsızlık, güçlü yönetişim ve yüksek şeffaflık ilkeleri çerçevesinde yürütülmesiydi. Bu doğrultuda danışma komitemizi oluşturduk, katılım finans faaliyetlerini yürütecek kurumsal yapılanmayı tesis ettik ve fon temininden finansman kullandırımına kadar tüm süreçleri katılım esaslarına uygun şekilde tasarladık. Böylece hem ihracatçılarımıza katılım esaslarına uygun ürünler sunabilen hem de uluslararası standartlara uyumlu bir operasyonel yapı kurmuş olduk.
İslami pencere uygulamasına ilk aşamada Murabaha ürünüyle başladık. Ancak ihracatçılarımızdan gelen talep ve piyasa ihtiyaçları doğrultusunda ürün setimizi kısa sürede genişleterek bugün itibarıyla yaklaşık 10 farklı katılım finans ürünü sunabilecek bir noktaya ulaştık. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, ihracat finansmanında katılım finans araçlarının kullanımını artırarak hem ihracatçılarımıza alternatif finansman kanalları sunmak hem de Türkiye’nin katılım finans alanındaki kurumsal kapasitesine katkı sağlamaktır.
Portföy yönetimi tarafında ise NACE kodu bazlı sektör değerlendirme mekanizması önemli bir rol oynuyor. Katılım esaslarıyla doğrudan bağdaşmayan faaliyet alanları sistematik olarak kapsam dışında bırakılırken, bazı sektörlerde ise faaliyetin niteliği işlem bazında değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, katılım esaslarına uyumun titizlikle korunmasını sağlarken aynı zamanda ihracatçı portföyümüzün sürdürülebilir ve sağlam bir şekilde gelişmesine de imkân tanıyor.
KATILIM ESASLI FON KAYNAKLARI
Katılım finans sisteminin sürdürülebilirliği, büyük ölçüde bu alana uygun ve istikrarlı fon kaynaklarının oluşturulmasına bağlıdır. Türk Eximbank olarak katılım finans faaliyetlerimizin sağlam biçimde gelişebilmesi için fon kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve uluslararası finansal iş birliklerinin güçlendirilmesine öncelik veriyoruz. Bu kapsamda uluslararası İslami finans kuruluşlarıyla geliştirilen iş birlikleri önemli bir fonlama imkânı sunuyor. İslam Kalkınma Bankası, Uluslararası İslami Ticaret Finans Kurumu (ITFC) ve Kuwait Finance House gibi kuruluşlarla yürütülen çalışmalar, katılım esaslı finansman faaliyetlerimizin önemli bir bölümünü destekliyor. Bu çerçevede 2020 yılından bu yana toplam 2 milyar ABD doları tutarında katılım esaslı fon temin ettik. Bunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kaynaklarının katılım esasları çerçevesinde sürece dahil edilmesiyle birlikte fonlama kapasitesini daha da genişlettik.
İHRACATÇIYA ULAŞAN FİNANSMAN
Türk Eximbank tarafından temin edilen katılım esaslı fonlar, ihracatçı firmaların farklı ihtiyaçlarına cevap verebilecek çeşitli finansman yöntemleri aracılığıyla kullandırılıyor. Katılım esasları doğrultusunda geliştirilen bu yapıda, hem işletme sermayesi ihtiyacını karşılayan kısa vadeli çözümler hem de yatırım projelerini destekleyen orta ve uzun vadeli finansman imkânları sunuluyor. Bu kapsamda ihracatçı firmalar ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda murabaha, istisna, icare ve isticrar ürünlerinden yararlanabiliyor. Söz konusu yöntemler ihracatçı firmaların finansmana erişim seçeneklerini de çeşitlendiriyor.
KATILIM BANKALARIYLA İŞ BİRLİĞİ
Türk Eximbank, katılım bankalarının Türkiye’nin ihracatındaki payının artırılmasını stratejik öneme sahip bir alan olarak değerlendiriyor. Bu doğrultuda geliştirilen Sevk Öncesi İhracat Finansmanı (SÖİF) ve Faizsiz Finansal Kiralama Finansmanı gibi ürünler, katılım bankaları aracılığıyla ihracatçılara ulaştırılıyor. Bunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklarından temin edilen fonlar da yine katılım bankaları üzerinden ihracatçılara kullandırılıyor.
Kurulan bu iş birliği modeli, ihracatçı firmaların finansmana erişimini kolaylaştırırken katılım finans uygulamalarının ihracat finansmanında daha geniş bir kullanım alanı bulmasına da imkân sağlıyor. Böylece ihracatçılar alternatif finansman imkânlarına erişirken aynı zamanda Türkiye’de katılım finans ekosisteminin güçlenmesine de katkı sağlanıyor.
RİSK YÖNETİMİNDE TEKAFÜL YAKLAŞIMI
İhracatçılar için finansmana erişim kadar risk yönetimi de büyük önem taşıyor. Türk Eximbank olarak bu alanda tekafül (katılım sigortacılığı) modeline dayalı Katılım Esaslı İhracat Alacak Sigortası (KEAS) ve Katılım Esaslı Yurt İçi Alacak Sigortası (KEYAS) ürünleriyle ihracatçıların yurt dışı ve yurt içi satışlarından doğan alacaklarını ticari ve/veya politik risklere karşı güvence altına alıyoruz. Katılım bankalarıyla imzaladığımız acentelik anlaşmalarıyla bu ürünlerin daha fazla ihracatçıya ulaşmasını sağlıyoruz.
GELECEĞE BAKIŞ: 2026 YOL HARİTASI
2026 yılına yönelik yol haritamızda, katılım finansın Bankamız destekleri içindeki payını yüzde 10 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun yanında yeni ürünler geliştirmek, hazine işlemleri ile fon temin yöntemlerini çeşitlendirmek ve altyapıyı daha da güçlendirmek de önceliklerimiz arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde katılım esaslı finansal kiralama (leasing), yatırım vekâleti, vadeli ihracatın finansmanı ve katılım esaslı alıcı finansmanı gibi ürünleri hayata geçirerek ihracatçıların kullanımına sunmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra sukuk altyapısının kurulması ve katılım esaslı likidite yönetimi araçlarının geliştirilmesi de üzerinde çalıştığımız başlıca konular arasında bulunuyor. Attığımız bu adımlarla katılım finansın ihracatın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesine katkı sağlamayı ve kapsayıcı, sürdürülebilir bir ihracat finansmanı modelinin güçlü bir kurumsal temsilcisi olmayı hedefliyoruz.
SUKUK VE YENİ ENSTRÜMANLARIN REKABET GÜCÜNE ETKİSİ
Bugün geldiğimiz noktada İslami pencere uygulaması, Türk Eximbank’ın ihracat finansmanındaki araç setini çeşitlendiren ve Türkiye’de katılım finansın derinleşmesine katkı sağlayan önemli bir kurumsal kapasite oluşturmuş durumdadır. Önümüzdeki dönemde de bu alanda ürün çeşitliliğini artırarak ihracatçılarımızın küresel rekabet gücünü desteklemeye devam edeceğiz. Türk Eximbank’ın büyüme stratejisinde finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve uluslararası sermaye kaynaklarına erişimin güçlendirilmesi önemli bir yer tutuyor. Bu çerçevede sukuk altyapısının oluşturulması ve katılım esaslı finansal kiralama (leasing) gibi yeni enstrümanların devreye alınması, ihracat finansmanında hem kaynak çeşitliliğini artıracak hem de Türkiye’nin küresel ticaretteki rekabet gücünü destekleyecek önemli adımlar arasında yer alıyor. Sukuk, likiditenin reel sektör yatırımlarına ve ticaret finansmanına yönlendirilmesinde güçlü bir araç niteliği taşıyor. Aynı zamanda yatırımcı tabanını genişleterek finansmana erişim kapasitesinin artırılmasına ve kaynakların daha hızlı ve etkin biçimde ekonomiye kazandırılmasına da imkân sağlıyor. Türk Eximbank olarak bu alandaki kurumsal altyapıyı oluşturarak ihracat finansmanında alternatif kaynak kanallarını devreye almayı hedefliyoruz. Bu kapsamda sukuk altyapısının kurulmasına yönelik çalışmalarımıza 2026 yılının ikinci yarısında başlamayı, gerekli kurumsal ve operasyonel hazırlıkları tamamladıktan sonra ise ilgili finansman araçlarını 2027 yılı itibarıyla devreye almayı planlıyoruz. Aynı şekilde katılım esaslı finansal kiralama (leasing) gibi ürünlerin ihracatçılarımızın yatırım ve üretim süreçlerini destekleyecek şekilde finansman mimarimize entegre edilmesi üzerinde de çalışmalar yürütüyoruz. Bu tür araçların devreye girmesiyle birlikte Türk Eximbank’ın ihracat finansmanındaki kapasitesinin yalnızca hacim olarak değil, kaynak yapısı ve finansman çeşitliliği açısından da önemli ölçüde güçleneceğini öngörüyoruz. Böylece hem ihracatçılarımızın uzun vadeli ve rekabetçi finansmana erişimini kolaylaştırmayı hem de Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu destekleyen daha güçlü bir finansman ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.


