Lojistik Sektörünün Geleceği
Türkiye’nin lojistik potansiyelini dünya ile buluşturmak ve Türk firmalarının global arenada daha etkin rol üstlenmesine katkı sağlamak benim için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda gurur kaynağı
Türkiye’nin küresel lojistikteki yükselişi, sadece coğrafi avantajlarla değil; vizyoner liderlik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik temelli stratejilerle de şekilleniyor. Lojistik sektörünün bu çok boyutlu dönüşüm sürecinde önemli bir rol üstlenen Barış Dillioğlu; UTİKAD, İMEAK ve DEİK’teki görevlerinin yanı sıra, Kınay Taşımacılık ve Lojistik A.Ş.’deki liderliğiyle de dikkat çekiyor. Dillioğlu ile Türk lojistik sektörünün bugünü, dönüşüm dinamikleri ve gelecek vizyonu üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.
SAYIN DİLLİOĞLU, KÜRESEL LOJİSTİKTE TÜRKİYE’NIN KONUMUNU GÜÇLENDİRMEK ADINA ÜSTLENDİĞİNİZ ÇOK YÖNLÜ SORUMLULUKLAR VE ÖZELLİKLE DEİK LOJİSTİK İŞ KONSEYİ ÇATISI ALTINDAKİ ÇALIŞMALARINIZ OLDUKÇA ETKİLEYİCİ. ÖNCELİKLİ OLARAK BİZE KISACA KENDİNİZDEN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ? BUNUN YANINDA TÜRK LOJİSTİK FİRMALARININ DİJİTALLEŞME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAKLI DÖNÜŞÜMLERİNİ HIZLANDIRMAK ADINA ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEKİ PLANLARINIZI PAYLAŞABİLİR MİSİNİZ?
Merhabalar. 2005 yılında Kınay Taşımacılık ve Lojistik A.Ş. Yönetici Ortağı olarak başladığım yolculuk, bugün uluslararası arenada birçok farklı sorumluluğu üstlendiğim dinamik bir sürece dönüştü. Şu anda UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı görevlerini aktif olarak sürdürmekteyim. Halen Kınay Taşımacılık ve Lojistik’te Yönetici Ortak olarak görevime de devam etmekteyim. Bugün özellikle uluslararası taşımacılık ve lojistik alanındaki yatırımlarımızla 4 kıtada, 13 ülkede ve 33 şehirde hizmet veriyor, durmadan büyümeye devam ediyoruz. Lojistiğin Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine daima inandık; bu inançla sektörel iş birliklerine ve küresel açılımlara öncülük etmeyi sorumluluğumuz olarak gördük.
Bu kapsamda, DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı olarak yürüttüğüm görev, kurumumuzun sektörel vizyonunu ve iş birliklerine verdiği önemi yansıtan ayrı bir sorumluluk taşıyor. 2013 yılında kurulan Konseyimiz, Türk lojistik sektörünün uluslararası alanda daha güçlü, daha saygın ve rekabetçi bir konuma ulaşması için önemli bir platform sunuyor. Türkiye’de lojistik alanında faaliyet gösteren firmaların yurt dışına açılma süreçlerinde karşılaştıkları fırsatları değerlendirebilmeleri ve küresel tedarik zinciri dinamiklerine uyum sağlamaları adına Konsey olarak aktif destek veriyoruz.
Amacımız, yalnızca firmalarımızın dış pazarlarda yer almasını sağlamak değil; aynı zamanda onları bölgesel ve küresel iş birlikleriyle buluşturmak, sektörel diplomasi yoluyla sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine katkıda bulunmak. DEİK çatısı altında, kamu kurumları ve uluslararası kuruluşlarla yüksek düzeyde eşgüdüm sağlayarak, Türk lojistik sektörünün küresel değer zincirindeki konumunu her geçen gün daha da güçlendirmeye çalışıyoruz.
Lojistik artık sadece taşımacılıktan ibaret değil; dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçi teknolojilerle şekillenen stratejik bir sektör haline geldi. Bu dönüşüm sürecinde, ülkemizin lojistik potansiyelini dünya ile buluşturmak ve Türk firmalarının global arenada daha etkin rol üstlenmesine katkı sağlamak benim için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda gurur kaynağı. Türkiye, özellikle stratejik konumu ve güçlü lojistik altyapısıyla küresel ticaretin en kritik oyuncularından biri haline gelmiştir. Lojistik sektörü ise bu başarı hikayesinin omurgasını oluşturmaktadır. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı olarak, sektörün mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirirken, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçi teknolojiler gibi dönüşüm dinamiklerinin altını çizmek büyük önem taşıyor.
TÜRK LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN MEVCUT YAPISINI VE KÜRESEL ÖLÇEKTEKİ KONUMUNU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? DİJİTALLEŞME VE OTOMASYON SÜREÇLERİ, BU YAPIYA NASIL ETKİ EDİYOR?
Lojistik sektöründe dijitalleşme, yeni inovatif gelişmelerle birlikte her geçen gün operasyonel süreçleri daha hızlı, daha verimli ve daha şeffaf hale getirmektedir. Dijitalleşme, artık yalnızca operasyonel verimlilik sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sektörde rekabet avantajının temel belirleyicisi haline gelmiş durumdadır. Gerçek zamanlı takip sistemleri, büyük veri analitiği ve yapay zekâ destekli optimizasyon araçları sayesinde tedarik zincirinin her aşaması daha şeffaf ve yönetilebilir hale geliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, bu teknolojik dönüşümün ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Türk lojistik sektörü, jeopolitik avantajları, gelişmiş liman altyapısı ve dinamik özel sektörü sayesinde bölgesel bir lojistik üs konumuna gelmiştir. Asya, Avrupa ve Orta Doğu pazarları arasında bir köprü görevi gören Türkiye, bu avantajını son yıllarda dijitalleşme ve otomasyon süreçleriyle daha da pekiştirmektedir.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, ARTIK LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN VAZGEÇİLMEZ BİR GÜNDEMİ HALİNE GELDİ. TÜRKİYE’DEKİ FİRMALAR BU DÖNÜŞÜME NE ÖLÇÜDE UYUM SAĞLIYOR VE HANGİ ÇEVRECİ LOJİSTİK UYGULAMALAR ÖN PLANA ÇIKIYOR?
Günümüzde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik, lojistik sektörünün kaçınılmaz gündem maddesi haline gelmiştir. Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi uluslararası düzenlemeler, karbon emisyonlarının azaltılmasını zorunlu kılarken, çevre dostu lojistik uygulamaları da şirketlerin marka değerini artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye’deki lojistik firmaları, bu dönüşüme hızla uyum sağlıyor. Düşük emisyonlu araç filoları, enerji verimliliği projeleri, intermodal taşımacılık çözümleri ve ISO 14001 gibi çevre yönetim sertifikaları, sektörün sürdürülebilirlik vizyonunu yansıtıyor. Özellikle deniz taşımacılığı, karbon ayak izini minimize eden yapısıyla bu alanda stratejik bir avantaj sunuyor. Biz de Kınay Taşımacılık ve Lojistik A.Ş. olarak ISO 9001, 14001, 45001, 10002, 27001 sertifikalarımız ile lojistikte standartlarımızı daha da yukarıya çekmek için çalışmaya devam ediyoruz.
Ayrıca, deniz taşımacılığının çevre dostu yapısı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de katkı sağlamaktadır. Karbon salınımının azaltılmasına yönelik projeler ve enerji verimliliği sağlama çabaları, deniz taşımacılığının daha çevreci bir alternatif olarak öne çıkmasına yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’deki birçok lojistik firması da yeşil lojistik çözümleri geliştirmek adına yatırımlarına hızla devam etmektedir. Lojistik firmalarımızın yenilikçi ve destekleyici yaklaşımıyla, deniz taşımacılığında ekonomik büyümeye, ihracat gelirlerine ve sürdürülebilirliğe olan katkılarımızı artırmayı hedefliyoruz.
YAPAY ZEKÂ, BÜYÜK VERİ VE OTONOM SİSTEMLER GİBİ YENİLİKÇİ TEKNOLOJİLER, LOJİSTİK OPERASYONLARINI NASIL YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR? ÖZELLİKLE OTONOM GEMİLER VE İNSANSIZ ARAÇLAR KONUSUNDAKİ GELİŞMELERİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Yapay zekâ, büyük veri ve otonom sistemler, lojistik sektöründe devrim niteliğinde değişimlere öncülük ediyor. Türkiye, bu yenilikçi teknolojilere adapte olma konusunda ciddi bir ivme yakalamış durumda. Özellikle rota optimizasyonu, talep tahmini ve depo otomasyon sistemlerinde yapay zekâ uygulamaları, operasyonel maliyetleri düşürürken, hizmet kalitesini artırıyor.
Otonom gemi teknolojileri ve insansız kara araçları ise geleceğin lojistik vizyonunu şekillendiriyor. Henüz bu teknolojiler yaygın kullanım aşamasında olmasa da Ar-Ge yatırımları ve pilot projelerle Türkiye, bu alanda da söz sahibi olmayı hedefliyor. Otonom sistemlerin hem güvenlik hem de verimlilik açısından sektöre büyük katkılar sağlayacağı öngörülüyor. Biz de Kınay Taşımacılık ve Lojistik A.Ş. olarak dijital altyapımız ve süreç yönetimi sistemlerimizle operasyonlarımızı gerçek zamanlı takip edip anlık analizlerle doğru kararlar alabiliyoruz. Yapay zekâ ve büyük veri analitiği sayesinde talep tahmini ve envanter yönetimi gibi iş süreçlerini daha hızlı ve verimli yönetiyoruz.
LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN KÜRESEL KRİZLER (PANDEMİ, SAVAŞLAR, TEDARİK ZİNCİRİ KESİNTILERİ) TÜRKİYE’DEKİ LOJİSTİK PLANLAMALARINI VE SİGORTA SİSTEMLERİNİ NASIL ETKİLEDİ? GELECEĞE YÖNELİK NE GİBİ ÖNLEMLER ALINMALI?
Küresel ticaret, son yıllarda ardı ardına yaşanan jeopolitik krizler, savaşlar ve bölgesel çatışmalar nedeniyle ciddi bir dönüşüm sürecine girmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Kızıldeniz’deki güvenlik tehditleri, Suriye’de süregelen belirsizlikler ve İsrail-Filistin çatışması gibi gelişmeler, sadece siyasi ve insani boyutlarıyla değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerine olan etkileriyle de dünya ekonomisini derinden sarsmaktadır. Bu gelişmeler, tedarik zincirlerinde güvenlik, süreklilik ve esneklik kavramlarını ön plana çıkarmıştır. Genel kapsamda pandemi, savaşlar ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi küresel krizler, lojistik sektörünün kırılganlığını gözler önüne serdi. Bu birkaç yılda yaşanılan süreç, risk yönetimi ve sigorta sistemlerinin önemini artırdı. Türkiye’de firmalar, daha esnek ve dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmak adına çok modlu taşımacılığa yönelirken, sigorta sistemlerinde de kapsamlı teminatlara odaklanıyor.
Global çapta yaşanan krizler ülkemizi, jeostratejik konumu sayesinde alternatif ticaret koridorlarının merkezine yerleşmiştir. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi stratejik hatlarla Türkiye, Avrupa ile Asya ve Orta Doğu arasındaki ticaretin güvenli geçiş noktası olma görevini üstlenmiştir. Özellikle Kuzey Koridoru ve Kızıldeniz hattında yaşanan riskler, Türkiye’nin transit taşımacılıktaki önemini daha da artırmıştır.
DEİK Lojistik İş Konseyi olarak bu süreçte Türk lojistik sektörünün küresel pazarlarda karşılaştığı riskleri fırsata çevirmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Daha önce de bahsetmiş olduğum üzere dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, büyük veri analitiği ve otomasyon sistemleri, alternatif rotalar odaklı projeler de Türkiye’nin lojistikteki stratejik konumu güçlendirilmektedir. Gelecekte benzer krizlere hazırlıklı olabilmek için dijital risk analizleri, alternatif güzergâh planlamaları ve yerelleştirilmiş tedarik zinciri çözümleri artık çok daha kritik bir rol oynayacaktır. Aynı zamanda, uluslararası iş birlikleri ve devlet destekli lojistik projeleri, Türkiye’nin bu tür küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artıracaktır.
ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA NASIL BİR EVRİM GEÇİRECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORSUNUZ? GENÇ GİRİŞİMCİLER VE YATIRIMCILAR BU ALANDA HANGİ FIRSATLARI DEĞERLENDİRMELİ?
Önümüzdeki 10 yıl, lojistik sektöründe köklü dönüşümlere sahne olacak. Türkiye’nin bölgesel lojistik merkezi olma potansiyeli daha da güçlenecek. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı büyüme stratejileri, sektörün yol haritasını belirleyecek.
Genç girişimciler ve yatırımcılar için lojistik teknolojileri, e-ticaret lojistiği, yeşil lojistik çözümleri ve veri odaklı tedarik zinciri yönetimi gibi alanlar büyük fırsatlar barındırıyor. Ayrıca, Türkiye’nin artan liman yatırımları ve lojistik serbest bölgeleri, yatırımcılar için cazip bir ekosistem sunuyor.
Sonuç olarak; lojistik artık sadece taşımacılıktan ibaret değil, aynı zamanda teknoloji, çevre bilinci ve stratejik yönetimin buluşma noktasıdır. Türkiye, bu dönüşümde güçlü altyapısı ve vizyoner yaklaşımıyla küresel lojistik sahnesinde daha da önemli bir aktör olacaktır.



