2026 DÜNYA KUPASI: FUTBOLUN ÖTESİNDE BİR KÜRESEL SAHNE
Yine bir Dünya Kupası yılında, bu sefer Kuzey Amerika’ya gözlerin çevrileceği ve seyahatlerin planlanacağı bambaşka bir yaz mevsimi yaşayacağımız bir zaman dili mine girmek üzereyiz.
Pele’nin Brezilya Milli Takımı ile 1970’te Dünya Kupasını kazandığı, Diego Maradona’nın 1986 yılında “asrın golünü” attığı Aztek (Azteca) Stadyumunda Meksika-Güney Afrika maçıyla başlayacak olan bu muhteşem organizasyon, yine tarihi anlara ve futbolun mucizelerine tanıklık etmek üzere geri sayıma başladı. Kanada ve ABD’de oynanacak maçlarla devam edecek olan 2026 Dünya Kupası, hangi farklı kulüp takımını tutarsak tutalım, Milli Takımımızı destekleyeceğimiz, gururlanacağımız ve keyifli vakitler geçireceğimiz anlara şahitlik edecek.
Futbol özellikle son yıllarda yalnız bir spor branşı değil, ekonomi, diplomasi ve sosyal yaşam ile iç içe olmasının yanı sıra, bu alanlarda karar verme mekanizmalarına etki eden ciddi ve etkili bir araç oldu.
Dünyadaki güncel durumun meydana getirdiği problemlerin yansıması olan ülkelerin diplomatik ve askeri anlamda rekabetlerinin yeşil sahada ülkelere hiçbir ekonomik, diplomatik ve kamu sağlığı açısından zarar getirmeden fair-play ruhu ve iyi oyun ile insanlığın beğenisine sunulacak olması ayrı bir kazanım olarak ön plana çıkacak. FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun Mart ayında Türkiye’ye gelerek Antalya’da Dünya Kupası hazırlıkları için kamp yapan İran Milli Takımını ziyaret ederek Dünya Kupası’na katılmaları konusunda teşvik edici beyan ve görüşmelerde bulunması futbolun ve futbolun en üst düzey kurumu olan FIFA’nın kapsayıcı ve adaletli bir süreç yönettiğinin göstergesi. “Futbol Diplomasisi” yada genel an lamda “Spor Diplomasisi”nin ülkelerin iletişim kurması, müzakere için platformlar oluşturması önümüzdeki yıllarda sıkça karşılaşacağımız durumlar olacak.
KÜRESEL EKONOMİYE KATKISI 80 MİLYAR DOLAR ÜZERİNDE
Küresel ekonomiye katkısının 80 milyar dolar üzerinde olacağı öngörülen 2026 Dünya Kupası’nın, toplamda 1 milyondan fazla tam zamanlı ve yarı zamanlı istihdam oluşturması bekleniyor. Ulaşım, konaklama ve yiyecek-içecek sektörlerinde Dünya Kupası etkisinin çok yüksek olacağı şimdiden dillendirilmeye baş landı. Özellikle bu sektörlerde talebe göre fiyatlandırmalar değişebildiği için ABD’ye gelecek 1 milyonun üzerinde uluslararası futbolseverin ABD ekonomisine 30 milyar doların üzerinde katma değer oluşturması bekleniyor. Maçların oynanacağı şehirlere ekonomik hareketlilik katacak ve küresel görünürlüğünü artıracak olan Dünya Kupası, her bir şehirde festival havası oluşturarak yıllarca hatırlanan turizm etkisi bırakacak. Spor kategorisinde bugüne kadar sponsorluk gelirlerinin en yüksek rakamı işaret ettiği 2026 Dünya Kupası, ticari anlamda şimdiden FIFA’nın en başarılı projesi olmuş durumda. FIFA, global futbol ekosisteminin gelişmesi için bu gelirleri üye olan tüm Futbol federasyonlarına paylaştırıyor.
Özellikle Dünya Kupası’na katılabilen ülkelerin gençleri ve çocukları için sosyal etkisini sadece birkaç ay içinde ölçmek çok mümkün değil ama, gençlerin kendi ülke milli takımını ve futbolcularını izlerken kurdukları hayaller ve örnek aldıkları sportif karakterler, genç nesilde spora daha çok ilgi duyma, kötü alışkanlıkların azalması ve geleceğin sağlıklı toplumu için önem arz ediyor.
FUTBOL SAHADAKİ SKORUN ÖTESİNDE BİR ANLAM TAŞIYOR
Dünya Kupası sahnesi, yalnızca futbolun değil; baskının, aidiyetin ve ulusal hafızanın da en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Kosova’da Dünya Kupası’na gitme hakkı kazandığımız maçın İstanbul dönüşünde gerçekleştirdiğimiz sohbette kıymetli dostlarım, Portekiz futbolunun iki önemli ismi Vítor Baía ve Nuno Gomes ve Hollanda futbolunun efsane kalecilerinden Edwin van der Sar, turnuvanın oyuncular üzerinde bıraktığı duygusal etkiyi anlatırken, futbolun sahadaki skorun çok ötesinde bir anlam taşıdığını vurguluyor.
Baía’ya göre Dünya Kupası’nın unutulmaz anı, maçtan önce milli marş sırasında yaşanan o birkaç dakikada saklı. Tribünlere bakarken bütün bir ülkenin hayallerini omuzlarında hissetmenin tarif edilmesi zor bir duygu olduğunu belirten efsane kaleci, özellikle kalecilik pozisyonunun zihinsel yüküne dikkat çekiyor. Ona göre Dünya Kupası’nda her saniye, “tek bir anın her şeyi değiştirebileceği” gerçeğiyle yaşanıyor. Baskının ağır olduğunu kabul eden Baía, buna rağmen o sorumluluğun oyuncuya ülkesini temsil etmenin gerçek anlamını hissettirdiğini söylüyor.
Nuno Gomes ise, Dünya Kupası deneyimini “çocukluk hayalinin gerçekleşmesi” olarak tanımlıyor. Dünya futbolunun en büyük sahnesinde Portekiz formasını giymenin kariyerindeki en özel anlardan biri olduğunu ifade eden Gomes, milli marş sırasında takım arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı atmosferin hafızasında silinmez bir yer edindiğini belirtiyor. Ona göre Dünya Kupası, gurur, heyecan ve sorumluluğun aynı anda hissedildiği nadir organizasyonlardan biri…
Edwin van der Sar’ın hafızasında ise özellikle 1998 FIFA World Cup ayrı bir yere sahip. Hollanda’nın yarı finale yükseldiği turnuva yı anlatırken Marsilya’da Argentina national football team’na karşı oynadıkları mücadeleyi ve ardından Brazil national football team ile oynanan yarı finali unutamadığını söylüyor. Ronaldo, Bebeto ve Cafu gibi dönemin yıldızlarına karşı böylesine büyük bir maçta sahaya çıkmanın kariyerinin en özel anlarından biri olduğunu belirten Van der Sar, penaltılarla kaybettikleri yarı final için hâlâ “o maçı kazanmamız gerekiyordu” yorumunu yapıyor. Final oynayamamış olmanın ise kariyerinde içinde ukde kalan konulardan biri olduğunu dile getiriyor. Üç futbol adamı da 2026 FIFA World Cup için son derece rekabetçi bir tablo öngörüyor. Baía, modern futbolda güç dengelerinin değiştiğini ve artık “kolay maç” kavramının ortadan kalktığını düşünüyor. Geleneksel futbol devlerinin hâlâ güçlü olduğunu ancak daha küçük görülen ülkelerin de taktik disiplin ve zihinsel dayanıklılık açısından büyük gelişim gösterdiğini ifade ediyor. Bu nedenle turnuvada sürpriz sonuçların kaçınılmaz olduğunu savunuyor.
Nuno Gomes da benzer şekilde, genişleyen takım sayısı ve yük selen oyun seviyesinin turnuvayı daha öngörülemez hale getireceğini düşünüyor. Özellikle eleme turlarında sert rekabet yaşanacağını belir ten eski yıldız, favori gösterilmeyen bazı ülkelerin dikkat çekici sonuçlar alabileceğini söylüyor. Ona göre Dünya Kupası’nı özel yapan unsur da tam olarak bu belirsizlik.
Efsane futbol insanlarının değerlendirmelerinde Türkiye’ye ayrı bir parantez açması ise dikkat çekiyor. Baía, Türkiye Millî Futbol Takımı için “karakterli ve kaliteli bir takım” yorumunu yaparken, 2002 FIFA World Cup’nda elde edilen üçüncülüğün tesadüf olmadığını vurguluyor. Türkiye’nin organizasyon ve yetenek arasında doğru dengeyi kurması halinde yeniden dünyanın sürpriz takımlarından biri olabi leceğini düşünüyor.
Nuno Gomes ise Türkiye’nin güçlü futbol kültürüne dikkat çeke rek, uzun bir aradan sonra Dünya Kupası’na katılmasının takıma eks tra motivasyon kazandıracağını ifade ediyor. İstikrar ve denge sağlanması durumunda Türkiye’nin eleme turlarına yükselmesini gerçekçi bir hedef olarak gördüğünü belirten Gomes, ay-yıldızlı ekibin turnuva nın en dikkat çekici hikâyelerinden birine dönüşebileceğini söylüyor. Van der Sar da Türkiye’nin Dünya Kupası’na dönüşünün ülke futbolu açısından büyük anlam taşıyacağını düşünüyor. Türkiye’de futbolun tutkuyla yaşandığını bildiğini belirten Hollandalı efsane, taraftar desteğinin turnuvaya önemli bir enerji katacağını ifade ediyor. Türkiye’yi “outsider” olarak değerlendirse de gruptan çıkabilecek potansiyele sahip olduklarını düşünüyor. Ona göre Türkiye’nin yeniden Dünya Kupası sahnesinde yer alması bile ülkedeki futbolseverler için başlı başına büyük bir başarı olacak.


