Denizcilik Lojistiğinde Risk Yönetimi ve Sigorta
Denizcilik, küresel ticaretin bel kemiği olmaya devam ederken, artan politik belirsizlikler ve doğal afetler sektörde risk yönetimini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Sigorta sistemleri, bu büyük risklere karşı taşımacılık zincirinin sürdürülebilirliğini sağlayan kritik bir güvence sunuyor. Türkiye’nin bu alandaki yükselişi ise sektöre küresel ölçekte yön verme potansiyelini ortaya koyuyor
Denizcilik, yüzyıllardır dünya ticaretinin en belirleyici unsurlarından biri olmuştur ve bu gerçek günümüzde de tartışmasız önümüzde durmaktadır. Bugün teknolojik gelişmeler ne kadar ilerlemiş olursa olsun, dünya ticaretinin %90’ı hâlâ deniz yolu taşımacılığına dayanmaktadır. Diğer taşıma modelleri deniz taşımacılığıyla entegre şekilde çalışsa bile, denizcilik ile yapılan taşıma yıllar içinde bazı değişimlere uğramış olsa da bugün hala en önemli taşımacılık yöntemlerinden biri olmaya devam etmektedir.
GELİŞEN TEKNOLOJİ VE YENİ ROTALAR
Yalnızca 25-30 yıl öncesinde kırk ambar adıyla taşınmaya çalışılan parsiyel yükler, günümüzde konteynerlerin içerisinde küçük miktarlarda dahi olsa okyanus ötesine taşınabilir hale gelmiştir. İçerisinde bulunulan günlerde orta ölçekli bir işletme dahi ithalat- ihracat işlemini gemi yolu ile dünyanın öbür ucuna gerçekleştirebiliyor ve bunu makul navlun ücretleri ile yapıyor ise bunu deniz yoluna borçludur. Çok kısa bir süre öncesine kadar gemiler için ticari bir yol olması mümkün olmayan Kuzey rotası küresel ısınma sebebi ile ticari gemiler için yeni rota olarak ortaya çıkmıştır. Meşhur bir deyiş vardır, “Deniz taşımacılığı olmasa dünyanın yarısı donarken diğer yarısı açlıktan ölür,” der. Bu biraz abartılı da olsa aslında denizciliğin ne kadar önemli olduğunu en kolay ifade eden deyiştir.
DENİZCİLİKTE RİSK UNSURLARI VE GÜNCEL TEHDİTLER
enizciliğin bu kadar önemli olmasının yanı sıra oldukça büyük risklere de tabi olduğunu söyleyebiliriz. Bir gemi yük taşımak üzere kiralanmasından itibaren varış limanına gidip yükünü tahliye edene kadar geçen sürede, operasyonel risklerin yanı sıra, doğal afetler ve deniz rizikoları başta olmak üzere taşınan yük birçok zorluklar arasından sıyrılarak varış limanına ulaşabilmektedir. Geçtiğimiz yıl Dünya Deniz Sigortacıları Birliğinin (IUMI) yıllık toplantısında ana gündemlerden biri olarak sigortacılık adına en istenilmeyen ortamın, yani “Politik Belirsizlik” ortamının hâkim olduğu görüşü tartışmalara konu olmuştur.
Dünya denizlerinde gezen gemilerin, Rusya ve Ukrayna savaşından, İsrail-Gazze savaş bölgesine, Libya, İran, Beyaz Rusya, Suriye’den, Gine Körfezi, Somali ve Malakka Boğazındaki korsanlık faaliyetlerinden çok olumsuz bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Venezuela, Küba ve Kore ile daha birçok ülke Ambargo tehdidi altındadır. Son 18 ay içerisinde Aden Körfezi’nden geçerek Süveyş Kanalı’na gelmesi planlanan gemilere Hursiler tarafından yapılan saldırılar sebebi ile kanal geçişlerinde %50 oranında bir azalma meydana gelmiştir. Buradan geçmesi beklenen gemilerin Afrika’nın güneyinden gitmesi ise milyarlarca dolar ek yakıt maliyeti, milyarlarca dolarlık ek personel gideri ve hatta fazladan meşgul olan filo sebebi ile navlun ücretleri üzerinde oluşan artış miktarı ekonomilerin üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır.
Politik belirsizliklerin yanına Amerika Birleşik Devletleri’nin son başkanı Donald döneminde uygulanan gümrük tarifeleri ve Çin yapımı gemilerin ABD limanlarına gelmesi durumunda talep edilecek fahiş tutarlar, yine belli tip gemiler üzerinde navlun fiyatlarının artması yönünde baskı oluşturmaktadır. Dünya bu politik belirsizlik içerisinde iken, gemilerin gövde sigortacıları ve sorumluluk sigortacıları (P&I Kulüpler) olabildiğince belirsiz bir ortamda yüklü teminatlar sağlamaktadırlar.
Doğal afetlerin ve fırtınaların ortaya koyduğu riskler ise bir anda yarattığı kümülatif riskler sebebi ile Reasürörlerin sonuçlarını olumsuz hale getirerek reasürans maliyetlerini etkilemektedirler. Tüm bunlara rağmen reasürans piyasasında fazla sermaye olması teminat bulmakta zorluk yaşanmasının önüne geçmiştir. Toplam büyüklüğü 38,9 milyar USD’nin üzerinde olan deniz sigortaları pazarı dev bir uluslararası sigorta pazarıdır.
TÜRKİYE’NİN DENİZCİLİK SİGORTASINDA YÜKSELİŞİ
Türkiye, tersanelerden deniz turizmine, profesyonel deniz personeli tedarikinden balıkçılığa, gemi işletmeciliğinden armatörlüğe kadar denizciliğin birçok alanında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu gelişmelerin en çarpıcı örneklerinden biri, son iki yıl içinde Dünya Klas Birliği (IACS) üyeliğine kabul edilen Türk Loydu’dur. Bu üyelikle birlikte Türk Loydu, dünya denizciliğine yön veren komite toplantılarında aktif rol almaya başlamış ve sektörün karar verici beyin takımında yerini almıştır. Öte yandan, yaklaşık 12 yıl önce deniz sigortacılığı alanına katılan Türk P&I, sağladığı milyarlarca dolarlık teminatlarla başta Türk armatörleri ve işletmecileri olmak üzere, Avrupa ve çevre coğrafyalarda da etkin bir oyuncu haline gelmiştir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin denizcilikte küresel ölçekte söz sahibi olma yolunda ne denli mesafe katettiğini göstermektedir.
Deniz taşımacılığı konusunda çok uzun süredir liderlik yapan Yunanistan, bu liderliği Çin’e devrederken ortaya çıkan eksen kaymaları ülke olarak önümüze fırsatlar çıkartmaktadır. Bu fırsatlar değerlendirilerek hizmet ihracı, akıl teri ihracı fırsatları doğmaktadır. Doğru adımları atarak yatırımlarımızı denizcilik üzerine yoğunlaştırdığımız takdirde, ilerleyen zamanda bu fırsatların artacağına inancımız tamdır.



