Türk Yatırımcısı için Sakin ama Stratejik Bir Pazar: Moldova

Türkiye-Moldova İş Konseyi, ikili ticaretin derinleşmesi için yerelden küresele uzanan yeni iş birliği modelleri geliştiriyor

Sakin sokakları, yavaş akan günlük yaşamı ve derin kültürel dokusuyla Moldova, iş dünyasının da yükselen ve dikkatleri çeken ülkeleri arasında. Türkiye-Moldova İş Konseyi’nin yıllardır sürdürdüğü çalışmalar ise bu küçük ülkeyle kurulan güçlü bağların ekonomik boyutunu derinleştirirken, başkent Kişinev’den kırsal köylere, geleneklerden sofralara uzanan gözlemler, Moldova’yı çok daha yakından tanımamıza olanak tanıyor. DEİK/ Türkiye-Moldova İş Konseyi Başkanı Sayın Kılıçoğlu’nun gözlemlerle örülü bu samimi röportajı ise yalnızca bir iş insanının deneyimini değil, aynı zamanda bir ülkenin ruhunu keşfetme yolculuğunu da içeriyor.

MOLDOVA’DA GÜNLÜK HAYATI NASIL TANIMLARSINIZ? SOKAKLARDA, PAZARLARDA VEYA HALKIN BIR ARAYA GELDİĞİ DİĞER YERLERDE SİZİ EN ÇOK ETKİLEYEN ŞEYLER NELERDİ?

Moldova derken referans noktamız genellikle başkent Kişinev oluyor. Çünkü Kişinev ile diğer şehirler arasında oldukça büyük farklar var. Moldova, tek şehir merkezli bir ülke gibi. Kişinev’in başkent olması, ona birçok avantaj kazandırıyor. Son yıllarda artan araç sayısı nedeniyle şehir içi trafik ciddi anlamda yoğunlaştı; buna rağmen günlük yaşam bizim alıştığımız tempoya göre oldukça yavaş akıyor. İnsanlar sanki hiçbir yere yetişme telaşı taşımıyor; her şey zamanla yoluna girer havasındalar. Ne yazık ki Moldova, özellikle kırsal kesimden büyük göç verdi. Bu nedenle birçok köy haritada görünmesine rağmen fiilen yok olmuş durumda. Şehirlerde ise eğitimli ve nitelikli insanların çoğu yurt dışına gitmiş. Kalanların birçoğu da bir gün bu ülkeden ayrılma hayali kuruyor. Hatta bu gidişi bir tür “kurtuluş” olarak görüyorlar. Gençlerin neredeyse tamamının hayali başka bir ülkede yaşamak. Bu şartlar altında, geleceğe umutla bakmak ne yazık ki çok kolay değil. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, günlük yaşamda Moldovalıların bizden daha mutlu olduklarını söyleyebilirim. Eğlenmesini ve neşelenmesini bilen bir halk. Biz elimizdekilerle mutlu olamazken, onlar çok daha azıyla mutlu olmayı başarabiliyor. Bu da beni en çok etkileyen noktalardan biri.

MOLDOVA’DA KARŞILAŞTIĞINIZ EN İLGİNÇ GELENEK VEYA KÜLTÜREL ÖZELLİK NEYDİ? BU DENEYİM, BAKIŞ AÇINIZI VEYA HAYAT ANLAYIŞINIZI NASIL DEĞİŞTİRDİ?

Mart başında kutlanan Martişor geleneğini çok seviyorum. Martişor, kırmızı ve beyaz ipliklerden yapılan küçük bir süs eşyası ve baharın gelişini temsil ediyor. İnsanlar 1 Mart’ta birbirlerine bu sembolü hediye ediyor ve ay sonuna kadar giysilerine iliştirerek taşıyorlar. Bir diğer dikkat çekici gelenek ise Paskalya döneminde insanların birbirini özel bir şekilde selamlaması. “Hristos a Înviat!” (Mesih dirildi!) selamına karşılık “Adevărat a înviat!” (Gerçekten dirildi!) deniliyor. Bu selamlaşma Hristiyan inancının birçok mezhebinde yer alıyor. Ayrıca düğünlerde gelinin arkadaşları tarafından “kaçırılması” ve damattan fidye istenmesi de eğlenceli ve renkli bir gelenek. Adeta bir saklambaç oyunu gibi; sonunda gelin geri veriliyor ve “fidye” alınıyor.

MOLDOVA MUTFAĞIYLA İLGİLİ UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZ VAR MI? HALKIN MİSAFİRPERVERLİĞİ SİZİN ÜZERİNİZDE NASIL BİR ETKİ BIRAKTI?

Moldova mutfağında bazı yemekler bizim Karadeniz mutfağını andırıyor. Örneğin Mămăligă, çocukluğumda babaannemin sık yaptığı bir yemeği hatırlattı. Mısır unundan yapılan bu lapaya peynir ve kızgın yağ eklenerek tüketiliyor.

Sarmale (dolma benzeri) ve Placinte (bir tür börek) de en bilinen geleneksel yemeklerden. Ayrıca Zeama adını verdikleri şehriyeli tavuk çorbası oldukça meşhur. Ancak damak tadımıza pek uymayan yemekler de var. Özellikle bayram sofralarında balık ve deniz ürünlerine ağırlık veriliyor çünkü bu tür yiyecekler burada statü göstergesi olarak kabul ediliyor. Şimdiye kadar gördüğüm en ilginç ve bana göre en “tuhaf” yemek ise Halodets denilen jöleli tavuktu.

İlk gördüğümde hem çok şaşırmış hem de açıkçası midem bulanarak sofrayı terk etmiştim. Hâlâ görmekte zorlandığım bir yemek. Moldova halkı ise karakter olarak bizim insanımıza oldukça benziyor. Hem iyi hem de kötü yönler açısından… Son derece misafirperver ve yardımseverler. Ancak tıpkı bizde olduğu gibi bazen her şeyde bir kusur bulma eğilimleri de var.

MOLDOVA’DA YAŞADIĞINIZ, SİZİ DERİNDEN ETKİLEYEN VE UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZI PAYLAŞIR MISINIZ?

2003 yılında, Florești’de bulunan fabrikamız büyük bir yangın geçirdi. Bir işçinin hatasından kaynaklanan yangın saatler sonra kontrol altına alınabildi. Neyse ki can kaybı ya da yaralanma olmadı. Tam bir ay sonra üretime yeniden başladık ve bunu büyük bir konserle kutladık. Moldova’nın o dönemki en ünlü grubu Zdob şi Zdub yaklaşık 10.000 kişiye konser verdi. O gün yaşadığımız sevinci ve coşkuyu asla unutamam.

MOLDOVA’DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER NERELERDİR? ZİYARET ETTİĞİNİZDE SİZİ ETKİLEYEN, BÜYÜLEYEN BİR YER OLDU MU?

Bence Moldova’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Cricova şarap mahzenleri geliyor. Yeraltında adeta bir şehir gibi uzanan bu mahzenin 80 kilometre uzunluğunda yolları olduğu söyleniyor. Bir diğer etkileyici yer ise Orhei Vechi. Doğal güzellikleri ve dağ içine oyulmuş manastırlarıyla gerçekten büyüleyici bir atmosferi var. Bu manastırlarda hâlâ ibadet ediliyor. Kuzeydeki Soroca şehri de farklı mimarisi ve çingene kültürüyle dikkat çekiyor. Şehir, Moldova ve Ukrayna’yı ayıran nehir boyunca uzanıyor. Ayrıca Osmanlı’ya karşı yapılmış olan Soroca Kalesi de burada yer alıyor.

Beni en çok etkileyen yer ise Orhei Vechi bölgesindeki Trebujeni köyü oldu. Masalsı bir havası var ve sizi adeta geçmişe götürüyor. Baharın gelişiyle birlikte kampçılar, bisikletçiler ve doğaseverler bu bölgede toplanıyor. ATV turları sayesinde kısa sürede birçok yeri gezmek mümkün. Kesinlikle tavsiye ederim.

MOLDOVA’DA İNSANLARIN BİRBİRLERİYLE OLAN İLİŞKİLERİNDE SİZİ ŞAŞIRTAN VEYA HAYRANLIK UYANDIRAN BİR ŞEY OLDU MU?

Moldova’da başlıca iki etnik grup yaşıyor: Romenler ve Ruslar. Bunun dışında Ukraynalılar ve Gagavuzlar da mevcut. Yıllar boyunca bu farklı topluluklar büyük bir çatışma yaşamadan bir arada yaşamayı başarmışlar. Buradaki ilginç bir durum da şu: Herkes Rusça bilir, ancak Rus kökenli halk genellikle Romence bilmez ve öğrenmeye de pek istekli değildir. Bu durum doğal olarak bazı rahatsızlıklara yol açabiliyor. Ben 1999 yılında ilk geldiğimde, Floreşti’de bulunuyorduk ve burada Romence daha yaygındı.

Bu nedenle ben de Romence öğrenerek başladım. Bu, halkla iletişimde bana büyük avantaj sağladı çünkü genelde yabancılar Rusça öğrenmeyi tercih ediyor. Ancak Romence konuşan bir yabancı, yerel halk için çok daha sempatik algılanıyor, tıpkı Türkçe konuşan bir yabancıya bizim duyduğumuz sempati gibi. Öte yandan, Rus kökenli halk Rusça konuşan yabancılara karşı genellikle ilave bir şaşkınlık ya da sempati oluşturmayabilir, çünkü bu dilin konuşulması doğal bir beklenti olarak görülüyor. Zamanla bu durum değişti. Bugün devlet dairelerinde Rusça neredeyse hiç duyulmuyor; herkes Romence konuşmaya özen gösteriyor.

İnsan ilişkileri açısından Moldova, oldukça sakin bir ülke. Yıllardır burada olmama rağmen sokakta bir kavga ya da gerginlik görmedim. Son yıllarda sosyal hayat da hareketlendi. Tiyatrolar, konserler ve sanatsal etkinlikler büyük ilgi görüyor. Biletler pahalı olmasına rağmen salonlar hep dolu.

DEİK/TÜRKİYE-MOLDOVA İŞ KONSEYİ OLARAK KISACA 2024 YILI FAALİYETLERİNİ DEĞERLENDİRİP, BU İÇİNDE GERÇEKLEŞTİRMEYİ PLANLADIĞINIZ ETKİNLİKLERDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ?

2024 yılı, Türkiye-Moldova İş Konseyi olarak Moldova ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerimizi daha da derinleştirmeye hedeflediğimiz bir yıl oldu. Yıl boyunca Moldova’daki Türk yerel iş insanlarıyla bir araya gelerek hem mevcut iş birliklerini değerlendirme hem de yeni yatırım alanlarını tartışma fırsatı bulduk. T.C. Kişinev Büyükelçiliği ile düzenli temaslarımız ve sık ticari görüşmelerimiz sayesinde, diplomatik kanallarla da iş dünyasının ihtiyaçlarını eş zamanlı olarak ele aldık. Özellikle enerji alanında Moldovalı yetkililerle yapılan temaslar, iş dünyamız açısından yeni iş birliği fırsatlarının kapısını araladı.

2025 yılı planlarımız ise Ankara ve İstanbul’da İş Konseyi Toplantıları düzenleyerek; Türkiye’deki iş dünyasının Moldova’ya ilgisini artırma üzerine çalışmalar yapmak. Ayrıca Kişinev’e bir iş insanları heyeti ziyareti organize ederek doğrudan temasların artırılmasını planlıyoruz. DEİK’in kurucu kuruluşlarıyla iş birliği içinde, sektörel ortak etkinlikler düzenleyerek iki ülke arasında daha derin ve sürdürülebilir bir ekonomik iş birliği ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Start typing and press Enter to search