Risklerle Beraber Fırsatları da İyi Analiz Etmeliyiz

Küresel belirsizlikler arasında Türk iş dünyası yeni fırsatları keşfediyor; stratejiler yeniden şekilleniyor, pazarlar çeşitleniyor

İş dünyamızın Kuzey Yıldızı DEİK olarak 40 yıldır, tüm dünyaya yayılmış 153 İş Konseyimizle, ülkeler arası yatırım ve ticareti artırmak için, kamu kaynağı kullanmadan, “Ticari Diplomasi” mottomuzla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türk özel sektörünün dış dünyaya açılan penceresi olarak çalışmalarımızı gönüllülük esasıyla; İş Konseylerimiz, Karşı Kanatlarımız, Kurucu Kuruluşlarımız, Kurumsal Üyelerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla devam ediyoruz.

2020 yılında salgınla başlayıp sonrasında yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar, küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar, iklim değişikliği, teknoloji savaşları ve en son ABD’nin başını çektiği tarife savaşları sebebiyle küresel risklerin arttığını hep birlikte gözlemliyoruz. Bir taraftan riskler artarken bir yandan da yeni kavramların ortaya çıktığına, eskiden kullandığımız kavramlarda da anlam kaymaları olduğuna şahit oluyoruz. Near-shoring (yakın ülkeden tedarik etme) friend-shoring (dost ülkelerden tedarik etme) gibi kavramları daha sık kullanmaya başladık. Tedarik zincirlerindeki aksaklıklar bazı ülkeleri özellikle kritik hammaddeleri kendi ülkelerinde üretmeye zorluyor. En son bu yılın başında ABD’nin başını çektiği tarife savaşları da küresel ticareti tehdit etmeye devam ediyor. Her ne kadar nisan ayında yaşadığımız anlamsız tarife oranları geride kalmış gibi görünüp daha makul oranlar müzakereye konu edinilse bile ABD’nin 9 Temmuz’a kadar verdiği süre dolmuş olup ülkelere gönderdikleri mektuplarla her ülkeye uyguladıkları tarifeler muhataplarına bildirilmeye başlandı. Ayrıca bu oranlara karşılıklı verildiği takdirde bildirilen oranların iki katına kadar artırımlı uygulanacağı da iletilen mektupta bildirildi.

Tüm bu gelişmeleri bir arada değerlendirdiğimizde bu sayımızın kapak konusunu “Küresel Belirsizlik Ortamında Türk İş Dünyası: Yeni Pazarlar, Yeni Stratejiler” olarak belirledik. Tüm bu süreçte yaşananlar küresel ticaret için riskler getirse de madalyonun öteki yüzünde baktığımızda fırsatların da ortaya çıkabileceğini değerlendiriyoruz. İş dünyasında risklerle beraber fırsatların da eş zamanlı olarak iyi analiz edilmesi gerektiğini değerlendiriyoruz.

Ülkemizin 4 saatlik uçuş mesafesi ile 1,3 milyarlık nüfusa, 10 trilyon doların üzerinde küresel ticaret hacmine ve 32 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe erişim imkânı sağlayan jeopolitik konumu, son 20-25 senede yaptığı altyapı yatırımları sayesinde elde ettiği lojistik üstünlüğü ve 28 ülke ile yaptığımız serbest ticaret anlaşmaları ile 1 milyarın üzerinde bir nüfusa erişim imkânı, gelişen sanayi sektörü ve hizmetler dahil 800 milyar dolarlık ticaret hacmi bölgesel üretim ve lojistik üssü olmamız yolunda önemli bir avantaj sağlıyor.

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Emeç’in, finansal risk yönetimi ve döviz dalgalanmalarına karşı geliştirilen stratejilere dair görüşlerini paylaştığı sayımızda, İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, yatırım diplomasisinin günümüzde kazandığı önemi ele aldığı kapsamlı bir yazıyla dergimize katkı sundu. KOMTAŞ Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Melike Bayraktaroğlu ise küresel rekabet ortamında insan odaklı şirketlerin neden öne çıktığını irdelediği yazısıyla bu sayımızda yer alıyor. Ayrıca Türkiye Kültür Yolu Festivali ile Sinema Genel Müdürlüğü’ne dair özel röportajların yanı sıra, musikimizde bir öğrenme ve aktarma yöntemi olan meşk geleneği üzerinden kültür-sanat dünyamıza dair zengin içerikleri de sizlerle paylaşıyoruz.

Keyifli okumalar diliyorum.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Start typing and press Enter to search