Eşsiz Bir Ada Ülkesi: Küba

Küba, rengarenk kültürü, tarihi dokusu ve içten insanlarıyla zamanda yolculuk yaptıran, yaşam enerjisiyle dolu eşsiz bir ada ülkesi

Renkli sokakları, ritmik melodileri ve geçmişle bugünü harmanlayan yaşam tarzıyla Küba, yalnızca Karayipler’in değil, dünyanın en kendine özgü coğrafyalarından biri. Türkiye ile bu renkli ülke arasındaki ekonomik ilişkileri yıllardır güçlendiren DEİK/Türkiye-Küba İş Konseyi’nin Başkanı Oğuz Satıcı ile gerçekleştirdiğimiz bu röportaj ise, Küba’yı bir yatırım coğrafyası kadar bir yaşam kültürü olarak da tanımamıza yardımcı oluyor.

KÜBA, KARAYİPLER’İN KÜLTÜREL VE TARİHİ AÇIDAN EN DİKKAT ÇEKEN ÜLKELERİNDEN BİRİ. SİZİN GÖZÜNÜZDEN KÜBA’NIN GÜNLÜK YAŞAMI, İNSAN İLİŞKİLERİ VE GELENEKSEL YAPISI NASIL?

Küba, Karayipler’de yalnızca bir ülke değil, aynı zamanda yaşayan, nefes alan bir kültür hazinesi. Ekonomik yapısı, tarih boyunca Avrupalıların şekillendirdiği tarım ve meyvecilik faaliyetleriyle temellenmiş; Afrika’dan getirilen emekle harmanlanarak zenginleşmiş. Bu iki ana damar zamanla birbirine karışmış ve özgün bir sentez oluşturmuş. Ardından Sovyetler Birliği ile kurulan siyasi yakınlık, Küba’nın insan mozaiğine yeni bir katman eklemiş. Bugün ortaya çıkan Kübalı kimliği; çok kültürlü, vizyoner, zeki ve en çok da “iyi insan” olma özelliğiyle dikkat çekiyor. İnsan ilişkileri son derece sıcak, sevecen ve güven verici. Bu atmosferde günlük yaşam, dayanışma ve insani değerler üzerine kurulu. Kapılar açık, kalpler açık… Geleneksel yaşam biçimleri hala güçlü; evde yemek pişirmek, akşamları sokaklarda sandalyelere oturup sohbet etmek gibi alışkanlıklar, halen günlük hayatın doğal bir parçası.

KÜBA DENİNCE AKLA RENKLİ SOKAKLAR, KLASİK ARABALAR, MÜZİK VE DANS GELİYOR. SİZİN KÜBA’YA DAİR EN UNUTAMADIĞINIZ KÜLTÜREL VEYA DOĞAL BİR DENEYİMİNİZ, ZİYARET ETTİĞİNİZ BİR YER VAR MI?

Havana sokaklarında yürürken kulağınıza çalınan ritimler, gözünüze takılan pastel renkli binalar ve geçmişin izlerini taşıyan klasik arabalar, sizi adeta zamanda bir yolculuğa çıkarır. Ancak benim için en unutulmaz an, Santiago de Cuba’da katıldığım bir müzik gecesiydi. Küba’da müzik bir gösteri değil, halkın doğal yaşam biçimidir. Dans ise burada bir etkinlik değil, adeta bir varoluş biçimidir. Bir gün, güneş batarken sokakta yaşlı bir adamın gitar çaldığını gördüm. Zamanla etrafına çocuklar, kadınlar toplandı ve hep birlikte dans etmeye başladılar. Her şey öylesine kendiliğinden, öylesine içtendi ki… Bu plansız güzellik, insanın kalbine dokunuyor.

Küba yalnızca müziğiyle değil, doğasıyla da büyüleyici. İlk kahve plantasyonları, Trinidad ve Viñales Vadisi gibi UNESCO Dünya Mirası alanları, doğayla kültürün nasıl iç içe geçtiğini adeta fısıldar size.

KÜBA’DA SİZİ GÜLÜMSETEN VEYA DÜŞÜNDÜREN BİR ANINIZI BİZİMLE PAYLAŞIR MISINIZ?

Küba’da sokakta karşılaştığınız herhangi biri size “Nerelisin?” diye sorduğunda, “Türküm” yanıtına gösterilen sıcaklık insanı şaşırtacak kadar içtendir. Bir seferinde yaşlı bir Kübalı, Atatürk’ten bahsetti. Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine duydukları saygı beni derinden etkiledi. Bu bilinç düzeyi, sadece eğitim sisteminden değil, halkın köklü tarih bilgisi ve kültürel farkındalığından kaynaklanıyor. Bir gün, klasik bir Chevy ile yolculuk ederken, taksi şoförü radyoda çalan Celia Cruz eşliğinde hem şarkı söylüyor hem de direksiyon başında dans ediyordu. Sonra bana dönüp, “Hayat kısa, sen de söyle!” dedi. O an sadece gülümsemekle kalmadım, ben de eşlik ettim. Hayatın zorluklarını hafifleten bu içtenlik ve yaşam enerjisi gerçekten etkileyiciydi. Aynı zamanda düşündürücüydü; bir yanda maddi yoksunluklar, öte yanda tarifsiz bir ruhsal zenginlik vardı.

KÜBA HALKININ TÜRKİYE’YE VE TÜRK İNSANINA BAKIŞINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? SİZCE İKİ ÜLKE İNSANI ARASINDA BENZERLİKLER VAR MI?

Küba halkı, Türk insanını sıcak, içten ve dost canlısı olarak görüyor. Türkiye ise onlar için güçlü, samimi ve yakın hissedilen bir ülke. Latin Amerika’nın pek çok yerinde olduğu gibi, Türk dizilerinin Küba’da da büyük ilgi görmesi, iki halk arasındaki bağı daha da güçlendirmiş. Türk kahvesi, İstanbul’un tarihi dokusu ve Boğaz manzarası gibi kavramlar, Kübalılarda büyük bir merak uyandırıyor.

Misafirperverlik anlayışımız da birbirine oldukça benziyor. Hem Türkler hem de Kübalılar müziğe, dansa, dostluğa ve paylaşmaya büyük değer veriyor. Bu ortak yönler, ilişkilerin hızla ve doğal bir şekilde gelişmesini sağlıyor. Bu nedenle Türkiye’den gelen bir iş insanı ya da turist, Küba’da kendini asla yabancı hissetmez.

KÜBA HEM KÖKLÜ GELENEKLERİNİ HEM DE SOSYAL DEĞİŞİM SÜRECİNİ BİR ARADA BARINDIRIYOR. ÖZELLİKLE HAVANA GİBİ BÜYÜK ŞEHİRLER İLE KIRSAL BÖLGELER ARASINDA NASIL FARKLAR GÖZLEMLEDİNİZ? SİZE İLGİNÇ GELEN YÖNLERİ NELERDİ?

Küba’ya adım attığınızda, zamanda bir yolculuğa çıkmış gibi hissetmeniz mümkün. Havana, modernleşme ile tarihin arasında bir köprü gibi duruyor. Büyük şehirlerde daha fazla dışa açıklık, kültürel etkileşim ve turizm yoğunluğu dikkat çekerken; kırsal bölgelerde zaman sanki daha yavaş akıyor. Bu bölgelerde insanlar doğayla daha iç içe, daha sade ve geleneksel bir yaşam sürüyor. İlginç olan ise şu: Şehirde teknolojiye meraklı gençler kadar, kırsalda ata tohumlarını koruyan yaşlılar da geleceği birlikte inşa ediyor. İki farklı dünya bir arada var oluyor ama birbirini dışlamıyor; aksine, birbirini tamamlıyor.

TÜRK İŞ DÜNYASI AÇISINDAN BAKARSAK, KÜBA’YI SADECE EKONOMİK FIRSATLAR ÜZERİNDEN DEĞİL, SOSYAL VE KÜLTÜREL YAPISIYLA DA TANIMAK NEDEN ÖNEMLİ? SİZCE BU, İŞ İLİŞKİLERİNE NASIL BİR KATKI SAĞLAR?

Küba’da iş yapmak, yalnızca rakamlar ve anlaşmalarla sınırlı değildir. Kültürel bir bağ kurmadan, toplumsal dinamikleri anlamadan sürdürülebilir ilişkiler geliştirmek zordur. Yerel bağlamı gözetmeden atılan her adım, uzun vadede karşılık bulmayabilir. Çünkü burada insanlar önce güven duymak ister, ticaret ondan sonra gelir.

Bu nedenle Türk iş dünyasının, Küba’nın tarihine, kültürüne, yaşam koşullarına ve değer sistemine hakim olması büyük önem taşır. Müziklerini, ritüellerini, zaman algılarını anlamak; orada bir ortaklık kurmak kadar değerlidir. Bu yaklaşım, yalnızca ticareti değil, kalıcı dostlukları ve karşılıklı saygıya dayalı iş birliklerini mümkün kılar. Çünkü burada kültür, iş dünyasının görünmeyen ama en güçlü sermayesidir.

KÜBA’NIN GELECEĞİ HAKKINDA NASIL BİR ÖNGÖRÜNÜZ VAR? KÜLTÜREL MİRASININ DÜNYADAKİ YERİ SİZCE ZAMANLA NASIL DEĞİŞECEK?

Benim bakış açıma göre, Küba’nın geleceği geçmişinden çok daha parlak olacak. Sahip olduğu sosyal ve kültürel yapı, yeni dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu değerlerin başında geliyor. Yüzyıllar boyunca birikmiş bu zengin kültürel miras, önümüzdeki dönemde çok daha fazla kıymet görecek.

Benim bıraktığım yerden bakıldığında, öyle bir zaman gelecek ki, dünyadaki her insan hayatında en az bir kez Küba’yı ziyaret edecek. O büyüleyici binaları yakından görecek, yüzyılların birikimi olan dansa, müziğe, puro ve rom kültürüne bizzat tanıklık edecek, yerinde tadacak.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Start typing and press Enter to search