Türkiye Kültür Yolu Festivali: Şehirler Sanatla Buluşuyor

2021 yılında Beyoğlu’ndan başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali, bugün 20 şehre yayılan dev bir kültür hareketine dönüştü

Türkiye, binlerce yıllık tarihsel birikimi ve coğrafi zenginliğiyle, kültür ve sanat alanında her geçen gün daha fazla öne çıkıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2021 yılında başlattığı Türkiye Kültür Yolu Festivali de bu vizyonun en somut örneklerinden biri. İstanbul’da başlayan yolculuk, bugün 20 şehri kapsayan, sanatçılar, yerel halk ve kültür endüstrisini buluşturan uluslararası bir platform hâline geldi. Festivalin ortaya çıkış sürecini, büyümesini ve Türkiye’nin kültürel markasına etkilerini Türkiye Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi ile konuştuk.

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ FİKRİ NASIL ORTAYA ÇIKTI? BU PROJEYLE ÜLKEMİZİN KÜLTÜREL MİRASINA NASIL BİR KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORSUNUZ?

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin ortaya çıkışı aslında çok samimi bir yürüyüşe dayanıyor. 2021 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanımız Sn. Mehmet Nuri Ersoy ile birlikte İstiklal Caddesi’nde yürürken, Beyoğlu’nda açılan ve yenilenen kültürel mekânların halkla daha güçlü buluşmasını, bu mekânların tanıtımını nasıl sağlayabileceğimizi konuşuyorduk. O anda Sayın Bakanımızın ortaya koyduğu vizyonla bu fikir, uluslararası ölçekte bir festivale dönüştü.

Amacımız ilk etapta, bu yeni ve yenilenmiş kültür merkezlerine olan ilgiyi artırmak; halkımızın sanatla kurduğu bağı daha güçlü, görünür ve erişilebilir hale getirmekti. Böylece 2021 yılında sadece İstanbul’da, 80’den fazla mekanda, 2.000’in üzerinde sanatçının yer aldığı, 400’e yakın etkinlikle yola çıktık.

Bugün geldiğimiz noktada; milyonlara ulaşan bir izleyici kitlesi, onlarca şehirde eş zamanlı etkinlikler, güçlü bir kültürel hareketlilik ve sanatsal bir paylaşım var. Türkiye Yüzyılı vizyonunun da bir parçası olan bu festival, sadece sanatın çeşitliliğini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda şehirlerimizi birer kültür merkezi hâline getiriyor, ortak duygular etrafında insanları buluşturuyor. Kültür ve sanatın birleştirici gücüne inanıyoruz. Beş yılda kat edilen mesafe bize gösterdi ki bu yolda ilerledikçe hem ülkemizin kültürel zenginliğini daha fazla kişiye ulaştırıyor hem de Türkiye’nin ve şehirlerimizin uluslararası kültürel marka değerine güçlü katkılar sunuyoruz.

FESTİVALİN “KÜLTÜR YOLU” KAVRAMI, TÜRKİYE’NİN TARİHSEL VE COĞRAFİ KİMLİĞİYLE NASIL ÖRTÜŞÜYOR?

Kültür Yolu kavramı, aslında tam da Türkiye’nin binlerce yıllık tarihsel ve kültürel birikimiyle, eşsiz coğrafi konumuyla birebir örtüşen bir yaklaşımı ifade ediyor. Anadolu, tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu, yolların kesiştiği, kültürlerin kaynaştığı bir coğrafya oldu. Bu topraklar; İpek Yolu’ndan Baharat Yolu’na, göç yollarından ticaret güzergâhlarına kadar birçok kültürel iz taşıyor. Bunların yaşatılması, geleceğe aktarılması ve tüm insanlıkla paylaşılması gerekiyor.

Türkiye Kültür Yolu Festivali de işte bu tarihsel hafızaya, bu kadim birikime vurgu yapıyor. Festivalin temel fikri sadece etkinlik düzenlemek değil; aynı zamanda şehirlerin ruhuna dokunmak, her köşede var olan kültürel katmanları gün yüzüne çıkarmak. İnsanları kültürel etkinliklerle buluşturmak ve bu vesileyle de kaynaştırmak. Bir şehirde gezilen sokak, ziyaret edilen bir han, dinlenen bir ezgi ya da tadılan bir lezzet… Tüm bunlar aslında kültür yolunu oluşturan unsurlar.

Festival rotaları belirlenirken bu tarihsel ve kültürel bağlamı esas alıyoruz. Her şehrin kendine özgü hikâyesini, tarihini, geleneklerini, sanat birikimini ve toplumsal belleğini ön plana çıkarıyoruz. Dolayısıyla Kültür Yolu derken sadece fiziksel bir güzergâhı değil; geçmişten bugüne aktarılan, insandan insana taşınan kültürel bir yolculuğu da kastediyoruz.

Bu pencereden bakıldığında festival, hem Türkiye’nin zengin kültürel kimliğini görünür kılıyor hem de her şehri, kendi özgün potansiyeliyle, her boyutuyla bir cazibe merkezi hâline getiriyor.

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin büyüme süreci, belli başlı stratejik önceliklere göre kurgulanmış, titiz bir planlamayla yürütülüyor. 2021 yılında yalnızca İstanbul’la başlayan bu yolculuk, kısa sürede büyük bir ivme kazandı. 2022’de 5, 2023’te 11, 2024’te 16 şehirle büyüyen festival, 2025 itibarıyla Malatya, Manisa, Mardin ve Kayseri’nin eklenmesiyle 20 şehirde gerçekleşiyor.

Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un da ifade ettiği gibi, hedefimiz her yıl 5 yeni şehri daha dahil ederek 2028 yılına kadar 35 şehirde Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni gerçekleştirmek. Bu doğrultuda, yedi coğrafi bölgeyi dengeli şekilde kapsayan bir yapı kurulmasına büyük önem veriyoruz. Yeni şehirlerin belirlenmesinde; altyapı olanakları, mevsimsel uygunluk ve lojistik koşullar kadar yerel taleplerin de etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Yerel yönetimlerin desteği, halkın ilgisi ve sanatsal üretim potansiyeli, değerlendirme sürecinde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Her yıl sonunda, yeni dâhil olacak şehirler Sayın Bakanımız tarafından kamuoyuna açıklanıyor. Bu süreçte yerelden gelen güçlü taleplerin olması da memnuniyet verici. Festivalin geleceğine dair heyecan verici bir yolda olduğumuzu söyleyebilirim.

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NİN ŞEHİRLER VE YEREL HALK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? KÜLTÜR-SANAT EKONOMİSİNE NASIL BİR KATKI SAĞLIYOR?

Ülkemiz, tarihsel birikimi ve coğrafi çeşitliliğiyle eşsiz bir kültürel mirasa sahip. Bu mirasın ulusal ve uluslararası ölçekte görünür kılınması adına Bakanlığımız uzun süredir çok boyutlu tanıtım çalışmaları yürütüyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımızın küresel ölçekli stratejileriyle desteklenen bu süreçte, Türkiye Kültür Yolu Festivali son beş yılda çok etkili ve sürdürülebilir bir platforma dönüştü.

Festival kapsamında her şehirde; müzelerden ören yerlerine, geleneksel el sanatlarından dijital sanatlara kadar pek çok kültürel miras unsuru programlara entegre ediliyor. Aynı zamanda, somut olmayan kültürel miras öğelerine de özel bir alan açılıyor; böylece bu değerlerin görünürlüğü artarken gelecek kuşaklara aktarımı da sağlanıyor.

Bu kültürel görünürlük, doğrudan bir turizm hareketliliğini de beraberinde getiriyor. Festival dönemlerinde şehirlerde otel dolulukları artıyor; restoranlar ve yerel işletmeler ciddi bir ekonomik canlılık yaşıyor. Örneğin, bir esnafımızın ifadesiyle “9 günde 3 aylık iş” yapılabiliyor. Bu yalnızca kısa vadeli bir kazanım değil; biz bu hareketliliği 12 aya yayılmış bir turizm hedefiyle bütünleştiriyoruz. Festivalin uzun vadeli etkisini artırmak adına da altyapı yatırımlarından tanıtım faaliyetlerine kadar pek çok alanda sürdürülebilirlik ilkesine uygun hareket ediyoruz.

Kültürel endüstrileri günümüzde ekonomilerin ana taşıyıcılarından biri. Türkiye Kültür Yolu Festivali de bu endüstri besleyen ve büyüten çok önemli bir mecra hâline geldi. 2021’de 2.000 sanatçıyla başlayan bu yolculuk, bugün yaklaşık 50 bin sanatçının katılımıyla dev bir kültür hareketine dönüştü. Yerel sanatçılar için sahneye çıkma, eserlerini tanıtma ve farklı disiplinlerden sanatçılarla buluşma imkânı sunulurken; ulusal ve uluslararası sanatçılar da şehirlerin kültürel dokusunu deneyimleyerek üretimlerine yeni boyutlar katıyor. Bu karşılıklı etkileşim, yalnızca kültürel üretimi değil; şehirlerin uluslararası tanıtımını ve kültürel diplomasi süreçlerini de ciddi manada destekliyor.

Sonuç olarak, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin şehirlerimizde kültürel bir canlanma yaratırken, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir dönüşümün de önünü açtığını görüyoruz. Yerel halkın kültüre ve sanata katılımını artıran, şehir ve ülke ekonomisini destekleyen bu çok boyutlu etkiyi her geçen yıl daha güçlü bir şekilde gözlemliyoruz.

FESTİVALİN ULUSLARARASI BİLİNİRLİĞİ VE ETKİSİ AÇISINDAN NASIL BİR YOL HARİTASI İZLENİYOR?

Kültür ve sanatla iç içe geçmiş bir turizm anlayışını merkeze alıyor, bu doğrultuda Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni yalnızca yerel değil, aynı zamanda küresel bir kültür markası olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyonu kalıcı ve sürdürülebilir kılmak için ise çok paydaşlı, stratejik bir yönetim yöntemiyle ilerliyoruz. Festivalin organizasyon süreci; Bakanlığımızın koordinasyonunda, yerel yönetimlerden özel sektör temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarından kültür-sanat aktörlerine kadar geniş bir paydaş ağıyla birlikte yürütülüyor. Her şehir için geliştirilen özgün temalar, etkinliğin o şehirde daha güçlü bir toplumsal karşılık bulmasını sağlıyor. Sivil toplumun sahadan getirdiği katkılar ve yerel halkla kurduğu bağlar sayesinde festival, sadece bir etkinlik serisi değil; aynı zamanda katılımcı ve kapsayıcı bir sosyal platforma dönüşüyor.

Bu çok yönlü yapının bir diğer önemli boyutu da uluslararası görünürlük. Türkiye Kültür Yolu Festivali, artık Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi. Bu üyelik; Türkiye’nin kültürel üretimini dünya sahnesine taşıma, festival şehirlerimizi uluslararası ağlara entegre etme ve küresel kültür-sanat ekosistemine aktif bir katılım sağlama açısından büyük önem taşıyor. Uluslararası platformlarla kurulan bu bağlar sayesinde hem iş birlikleri hem de kültürel etkileşim olanakları artıyor.

Bunun dışında, ilk günden beri Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerle yakın ilişki ve iş birliği içerisindeyiz. Başta Ankara olmak üzere, farklı şehirlerde farklı ülkelerin çeşitli etkinliklerine büyük bir memnuniyetle ev sahipliği yapıyoruz. Bu iş birliklerinin, hem kültürlerin kaynaşması ve tanışması hem de kültürel diplomasi için kıymetli birer araç olduğunu düşünüyorum.

Biz bu festivali yalnızca kısa süreli bir kültür etkinliği olarak değil; şehirlerimizin kalkınmasına, kültür ekonomisinin büyümesine ve Türkiye’nin yumuşak gücüne katkı sunacak uzun soluklu bir kamu yatırımı olarak değerlendiriyoruz. Bu bakış açısıyla da festivalin sadece bugünün değil, geleceğin de kültürel mirası olacağına inanıyor; bu yönde adımlarımızı sağlam ve kararlı bir şekilde atıyoruz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Start typing and press Enter to search