Türk Sineması Desteklerle Büyüyor
Sinema Genel Müdürlüğü, festival desteklerinden salon teşviklerine kadar geniş bir destek yelpazesiyle Türkiye sinemasını güçlendiriyor
Dijital çağda sinema sektörü hızla değişirken, Sinema Genel Müdürlüğü destekleriyle yerli film sayısı ve izleyici oranı her yıl artıyor. Genel Müdür Birol Güven, sektörün mevcut durumunu, destek sistemlerini ve genç yönetmenlere sundukları fırsatları Business Diplomacy okurları için anlattı.
SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN SEKTÖRDEKİ TEMEL MİSYONU NEDİR? HANGİ ALANLARDA YAPIMCILARA DESTEK VERİYORSUNUZ?
Sinema Genel Müdürlüğü’nün yapısı, diğer kültürel kurumlara göre oldukça farklı. Devlet Tiyatroları ya da Devlet Opera ve Balesi gibi yapılar doğrudan üretim yapan kurumlar iken, biz Sinema Genel Müdürlüğü olarak doğrudan film üretimi yapmıyoruz. Türkiye’de sinema tamamen özel sektör ve bağımsız yapımcıların eliyle ilerliyor. Biz sadece destek veren bir kurumuz; mevzuatımız da bu doğrultuda şekillenmiş durumda.
DEVLET DESTEKLERİ KAPSAMINDA HANGİ TÜR YAPIMLAR ÖNCELİKLİ OLARAK DESTEKLENİYOR? BÜTÇE BÜYÜKLÜĞÜ VE SON YILLARDAKİ DEĞİŞİM TRENDİ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?
Destek kapsamımız oldukça geniş. Uzun metrajlı filmlerden kısa metraja, belgesellerden ilk filmini çekecek yönetmenlere kadar pek çok alanda yapım ve yapım sonrası destek veriyoruz. Ortak yapım desteklerimiz de var. Özellikle uluslararası alanda “minority co-production” dediğimiz sistemle, örneğin İtalya ile yapılan anlaşma çerçevesinde, İtalyan bir yapımcı Türk bir ortakla proje geliştirirse biz de bu projeye destek verebiliyoruz. Bu sistem karşılıklı olarak işliyor, Türk yapımcılar da İtalya gibi ülkelerde benzer desteklere başvurabiliyor.
Öte yandan etkinlik destekleri, Sinema Genel Müdürlüğü’nün önemli çalışma alanlarından biri. Hem Türkiye’deki festivallere hem de uluslararası sinema etkinliklerine destek veriyoruz. Örneğin, Cannes Film Festivali, Şanghay Film Festivali, Singapur TV Market gibi uluslararası organizasyonlara Türkiye olarak katılım sağlıyoruz. Bu organizasyonlarda stantlar açıyor, yapımcılarımızın görünürlüğünü artırmaya çalışıyoruz. Ancak bu organizasyonları biz doğrudan yapmıyoruz; FİYAB gibi meslek birlikleri ya da İTO gibi kurumlar üzerinden buraya katılan ekipleri destekliyoruz.
SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN VERDİĞİ DESTEKLER SADECE YAPIM AŞAMASIYLA MI SINIRLI?
Hayır, destek kapsamımız oldukça geniş ve film yapımının tüm aşamalarını kapsıyor. Senaryo ve diyalog yazımından belgesel, animasyon, kısa ve uzun metraj film yapımlarına; ilk film desteğinden yapım sonrası desteklere kadar birçok başlıkta destek veriyoruz. Ayrıca Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirilen kültürel ve sanatsal etkinliklere de katkı sağlıyoruz.
2024 yılında, bu destekler kapsamında toplam 156 projeye 256 milyon TL aktarıldı. 2025 yılı haziran ayı itibarıyla ise 98 projeye 167 milyon TL destek sağladık. Aynı dönemde 101 sinema salonuna “Yerli Film Gösterim Desteği” kapsamında 42 milyon 750 bin TL destek sağlandı. Böylece 2025 yılı ortası itibarıyla sinema sektörüne toplamda 270 milyon TL destek aktarılmış oldu.
Bu desteklerin etkisiyle 2002 yılında yalnızca 9 olan yerli film sayısı 2024’te 223’e, yerli film izleyici sayısı ise 2 milyondan 18 milyona yükseldi. 2024 yılında toplam sinema izleyici sayısı 32 milyonu aştı, gişe hasılatı ise yaklaşık 4,9 milyar TL’ye ulaştı. Yerli film izlenme oranı yüzde 57 ile Avrupa’da açık ara lider konumdayız ve bu başarıyı 11 yıldır sürdürüyoruz.
ULUSLARARASI YAPIMCILAR İÇİN TÜRKİYE’DE FİLM ÇEKMENİN AVANTAJLARI VE SUNULAN TEŞVİKLER NELERDİR? BU KAPSAMDA ÖRNEK PROJELER VAR MI?
Bizim en büyük avantajımız, kamera arkasındaki ekiplerin kalitesi. Türkiye’de dünyanın en iyi sesçileri, görüntü yönetmenleri, sanat yönetmenleri çalışıyor. Bu nedenle artık yabancı ekipler, çekim için devasa prodüksiyonlarla gelmek zorunda kalmıyor. Jeneratöründen karavanına, makyajcısından kostümcüsüne her şey burada hazır.
Öte yandan yabancı yapımcılara diyoruz ki, “Gelin Türkiye’de filminizi çekin, burada yaptığınız harcamaların yüzde 30’una kadarını size geri ödeyelim.” Tabii burada bazı şartlarımız var. Filmin Türkiye’yi tanıtıcı nitelikte olması gerekiyor. Kurul bunu değerlendiriyor ve uygun görürse destek veriliyor.
Bu konuda oldukça önemli bir sistemimiz var. Devlet bu alana bir bütçe ayırıyor ancak bu bütçeyi doğrudan biz dağıtmıyoruz. Destek süreci, 8 kişilik değerlendirme kurulları aracılığıyla yürütülüyor. Bu kurulların yalnızca bir üyesi kamu görevlisi —o da ben oluyorum— geri kalan 7 üye ise sektörden geliyor. Yönetmenler, senaristler, yapımcılar gibi alanında uzman isimler kurulda yer alıyor. Destek kararları bu kurul tarafından alınıyor. Böylece süreç tamamen şeffaf, katılımcı ve sektörel bir yapıya kavuşmuş oluyor. Her tür için ayrı değerlendirme kurulları oluşturuluyor. Belgesel, kısa film, uzun metraj, senaryo yazımı, ilk yönetmen projeleri gibi farklı alanlara yönelik destekler, bu alanların uzmanlarından oluşan kurullar tarafından değerlendiriliyor.
SİNEMA SALONLARINA YÖNELİK DESTEK MEKANİZMALARINIZ VAR MI?
Evet, özellikle yerli filmleri teşvik amacıyla “Yerli Film Gösterim Desteği” uyguluyoruz. Salonlara verdiğimiz bu destek, bizim desteklediğimiz filmleri göstermeleri şartıyla sunuluyor. 2024 yılında bu kapsamda 108 sinema salonu işletmesine toplam 28 milyon TL destek sağladık. Bu, yerli filmlerin görünürlüğünü artırmak ve seyirciyle buluşmalarını kolaylaştırmak adına çok etkili bir yöntem.
SİNEMA SALONLARINA GİTMEK YERİNE DİJİTAL PLATFORMLARDAN FİLM İZLEMEK ÇOK YAYGINLAŞTI. BU DURUMU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Sinema yalnızca bir hikâyeyi anlatmak değil, aynı zamanda bir duyguyu yaşatmak sanatıdır. O duygunun gerçek anlamda hissedildiği yer ise karanlık bir salonda, büyük perdede, yüksek sesle izlenen beyazperdedir. Metroda ya da telefonda izlenen içerikler elbette kendi içinde değerlidir, ancak bu deneyim sinemanın yerini tutmaz. Bizim asıl odağımız, sinemanın o eşsiz atmosferidir. Bugün TikTok videosu çeken biri bile anlatım gücünü sinemadan öğreniyor. Çünkü sinema, duygunun anlatıma dönüştüğü en güçlü mecra olmayı sürdürüyor.
TÜRKİYE SİNEMASININ BUGÜNÜNÜ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Teknik kapasite açısından baktığımızda, Türkiye sineması bugün dünyadaki en iyi seviyelere ulaşmış durumda. Kamera arkası ekiplerimiz, donanımımız ve üretim gücümüz gerçekten çok güçlü. Ancak içerik tarafında, özellikle ana akım sinemada bir gerileme yaşandığını düşünüyorum. Covid-19 sonrası dönemde sektör tam anlamıyla toparlanamadı. Salonlar hâlâ istenilen doluluk oranına ulaşamıyor. Bu da yerli yapımların yurt dışında ses getirmesini zorlaştırıyor. Çünkü bir filmin uluslararası başarı yakalaması için önce kendi ülkesinde güçlü bir gişe performansı göstermesi gerekiyor.
YENİ SİNEMACILAR İÇİN NASIL BİR YOL HARİTASI SUNUYORSUNUZ?
Genç yönetmenler için çok güçlü desteklerimiz var. Senaryo geliştirme, ilk film, yapım ve yapım sonrası destekleri ayrı ayrı veriyoruz. Filmi bitiren bir yönetmen, festivallere kabul edildiğinde yolculuğunda da yanında oluyoruz. Bazen filmi hiç desteklememiş olsak bile, bir festivalden davet aldığında yol masraflarını karşılıyoruz. Cannes, Berlin, Tokyo gibi festivallerde ödül alan Türk filmlerinin arkasında bu destek sistemi var. Özetle, yeni yönetmenleri destekliyor, festival yolculuklarında yanlarında oluyoruz.



